|
Ali Ramiteni'
nin baş
halifesi.
Ramiten
civarında -Semmas-isimli
köyden.
Şah-ı
Nakşibendi
evlatlığa
kabul eden
odur.
Şahı
Nakşibent
henüz yeni
dünyaya
gelmiş iken,
Baba Semmasi
Hindevan
Köşkü isimli
köyün
yanından
geçmektedir.
Gözlerini
Şahı
Nakşibendi'n
evine
dikerler ve:
"Bu
topraklardan
misilsiz bir
er kokusu
geliyor.
Hindevan
köşkü çok
yakında
Kasrı Arifan
(Ariflerin
köşkü)
olacak...
sanırım
çocuk doğdu.
Gidip
ziyaret
edelim..."
Eve
gidiliyor,
daha üç
günlük olan
Şah'a dalgın
nazarlarla
şöyle diyor:
"Bu benim
oğlumdur,
biz onu
çoktan
oğulluğa
kabul
ettik."
Müritleri
içinde en
büyük
halifesi,
Seyyid Emir
Külal' e
diyorlar ki:
"Oğlum
Bahaeddin'in
terbiye
işini sana
ısmarladım,
sakın kusur
edeyim
deme..."
Seyyid Emir
Külal cevap
veriyor: "En
küçük bir
ihmal
gösterirsem
mert
değilim."
Şahı
Nakşibent
hazretleri
anlatıyorlar:
"Evlenmek
istediğim
zaman, büyük
babam beni
Muhammed
Baba
hazretlerinin
huzuruna
gönderdi.
Gideceğim
sabahın
gecesi,
içimde
gözyaşı ve
dua isteği
kabardı.
Hace
Baba'nın
mescidine
gidip iki
rek'at namaz
kıldım ve
Allah'a
yalvardım:
"İlahi,
bana,
belalarına
tahammül
için kuvvet
ve aşkın
yüzünden
doğacak
mihnetlere
karşı takat
ver!"
Sabahleyin
Hacenin
huzuruna
girince,
buyurdular:
"Bir daha
dua ederken
şöyle et:
"İlahi rızan
hangi
noktadaysa,
bu kulunu
orada
bulundur!
Eğer Allah
dostuna bela
gönderirse,
yine
inayetiyle o
belaya sabır
ve tahammülü
de ihsan
eder. Fakat
Allah'tan ne
geleceğini
bilmeden,
bela ister
gibi dua
doğru
değildir.
" Muhammet
babanın, bir
gece evvelki
halimi
keşfetmekteki
kerametini
anladım ve
sımsıkı
kendisine
sarıldım.
Şahı
Nakşibendi
hazretleri,
Hace
Muhammed
Baba ile
yemek yiyor.
Yemek
bitince bir
parça ekmek
artıyor.
Hace
Muhammed
baba, ekmeği
Şahı
Nakşibend
hazretlerine
uzatıp:
"Al, bunu
yanında
sakla!"
buyuruyor.
Şahi
Nakşibend
ekmeği
alıyor ama,
düşünmekten
de kendini
alamıyor,
Kendi
kendine:
"Yemek
yedik,
karnımız
doydu, şimdi
bu ekmeği
bana
saklatmak
niye? diyor.
Fakat hemen
Hace'den şu
ihtar
geliyor;
"Faydasız
düşüncelerden
kalbi
muhafaza
etmek
lazımdır!"
Şahı
Nakşibend
başını
eğiyor ve
teslim
oluyor.
Yola
çıkıyorlar.
Bir
tanıdığının
evine
misafir
oluyorlar.
Ev sahibinin
yüzünde bir
sıkıntı
görüyorlar,
Hace
hazretleri
neye
üzülüyorsun?
buyuruyorlar.
"Bir kase
sütüm var,
fakat
ekmeğim yok
ki, banıp da
yiyeyim, Ona
üzülüyorum"
diyor.
Hace
hazretleri
geleceğin
kerametler
sultanı Şahı
Nakşibend'e
dönüp:
"işte, acaba
neye
yarayacak
diye
düşündüğün
ekmek bu iş
içindi. Ver
sahibine,
yesin!
buyuruyor.
Muhammed
Baba Semmasi
hazretlerinin
köyünde
küçük bir
üzüm bağı
vardı. Arada
sırada bu
bağdaki
kütükleri
eliyle
budar, fakat
her
kesişlerinde
üzerlerindeki
hal artar,
kendinden
geçer,
testere
elinden
düşer ve bir
müddet
öylece
kalırdı.
Dört
halifesi
vardı. Dördü
de kamil ve
fadıl olup,
vefatından
sonra
irşadla
meşgul
oldular.
Biri Hace
Sofi Suhari
idi. Kabri
Suhar'dadır.
Suhar,
Buharadan
iki fersah
mesafede bir
köydür.
Diğer hace
Muhammed
Baba
hazretlermin
oğlu hace
Mahmud
Semmasidir.
Üçüncüsü
Mevlana
Danişmend
Ali'dir.
Hazreti
Hace'nin
eshabının
büyüklerindendir.
Dördüncüsü
Seyyid Emir
Külal olup,
eshabının en
büyüğü,
halifelerinin
en
ekmelidir.
H. 755
yılında
Semmas'ta
vefat
ettiler.
Mübarek,
orta boylu,
güleç yüzlü,
rengi
esmerdi.
H.A.R DİZAYN
www.gonullersultani.net |