|
Şah-ı
Nakşibend
hazretlerinin
yetiştirdiklerinden,
ondan sonra
da Alaüddin
Attar'a
bağlanıp
yükselenlerden.
Gazneyn
vilayetinin
Çerh köyünde
doğdu.
Başlangıçta
Herat' tan
Mısır'a
kadar uzun
müddet
dolaşıp ilim
tahsil etti.
Bazı
kitaplar da
yazmıştır: "Allahü
Teala'nın
sonsuz ve
kusursuz
inayeti ile
bu fakirde,
büyükler
yoluna
girmek
arzusu peyda
olup, Allahü
Teala'nın
yardımı,
kılavuzum
olduğu halde
Buhara' ya
gelip, Hace
Behaeddin
Nakşibend
hazretlerinin
sohbet ve
hizmetleri
ile
şereflendim.
Herkes
yaygın olan
keremlerine
ben de
kavuştum ve
çok iltifat
gördüm.
Samedi
hidayetle,
onların,
evliyanın
seçkinlerinden
olduğuna
itikadım
kuvvetlendi.
Kamil ve
mükemmil
olduğunda
hiç şüphem
kalmadı.
Gaybi işaret
ve birçok
vakıadan
sonra Kur'an-ı
Kerim'den
tefe'ül
ettim. En'am
Süresi'nin
doksanıncı:
"Onlar,
Allah'ın
hidayetine
eriştirdiği
kimselerdir.
Sen de
onların
gittiği
yoldan yürü"
ayet-i
kerimesi
çıktı. Bir
başka günde
de bu
fakirin
meskeni olan
Fethabad'da
Şeyh
Seyfeddin
Baharzi'nin
(R. Aleyh)
mezarına
müteveccih
oturmuştum.
İlahi kabul
habercisi
gelip,
içimde bir
kararsızlık
hasıl oldu.
Ve gayr-i
ihtiyari
Hace
hazretleri
ile görüşmek
icap etti.
Kasr-ı
Arifana
geldiğimde,
Hace
hazretlerini
yol üstünde
beni bekler
halde
gördüm. Bu
fakir ile
sohbet
ettiler.
Heybetleri
beni Öyle
çok
kaplamıştı
ki,
konuşacak
halim yoktu.
Bu esnada
buyurdular
ki: "İlim
ikidir. Biri
kalp
ilmidir. Bu
kalp ilmi
faydalı
ilimdir.
Bunu nebiler
ve resuller
öğrettiler.
Diğeri dil
ilmidir. Bu
ilim, Hak
Teala'nın
Adem oğluna
hüccetidir.
Umarım ki,
batın
ilminden
sana bir
hisse
erişir."
Yine
buyurdular:
"Sıdk
sahipleri,
yani evliya
ile, oturup
kalkınca,
hep sıdk,
doğruluk
üzere ol.
Çünkü bunlar
kalp
casuslarıdır.
Kalbinize
girip
himmetinize
nazar
ederler. Biz
kendiliğimizden
kimseyi
kabul
etmemekle
memuruz. Bu
gece bakalım
ne işaret
olunur. Eğer
seni kabul
ederlerse,
biz de kabul
ederiz.
" Mevlana
Yakub-i
Çerhi
hazretleri
der ki:
Benim o
gecem, o
kadar
korkulu ve
sıkıntılı
geçti ki,
bütün
ömrümce
böyle bir
gece
geçirmemiştim.
Korktum ki,
saadet
kapısının
açılmasını
umarken,
Allah
korusun,
bedbahtlık
kapısı
aralanmasın!
Bu korku ve
dehşet
sabaha kadar
yakamı
bırakmadı.
Sabah
namazını
kıldığımda,
Hace
hazretleri:
"Müjdeler
olsun ki,
kabul işaret
olundu. Biz
herkesi
kabul
etmeyiz,
edersek de
geç kabul
ederiz."
buyurdular.
Sonra kendi
silsilelerini
Hace
Abdülhalık
Gücdevani
hazretlerine
öğrettiği
ledünnî
ilim, bu
derstir"
buyurdu.
Bir nice
zaman daha
hizmet ve
sohbetlerinde
bulundum.
Buhara'dan
yolculuğa
çıkmama
müsade
etmelerine
kadar orada
kaldım.
Ayrılırken:
"Tarikat
adetlerinden
ve hakikat
sırlarından
bizden sana
ne ulaşmışsa
Allah'ın
kullarına
eriştir.
Onların
saadetlerine
sebep olsun
buyurdu.
Hace
Ubeydullah-ı
Taşkendî
buyurdu:
Mevlana
Ya'kub-i
Çerhi
hazretlerinden
duydum.
Buyurdu ki:
"Hace
Behaeddin
hazretleri
bize, Hace
Alaüddin
Attar ile
sohbet
etmemi
buyurmuştu.
Vefatından
sonra, nice
zaman
Bedahşanda
bulundum.
Hace
Alaüddin
hazretleri
Cağanyan'da
kalıyorlardı.
Bu fakire
mektup
gönderip:
Hace
hazretlerinin
vasiyetine
göre bizimle
olmalısınız.
Şimdi
düşünceniz
nedir?
buyurdu.
Mektubu
okuyunca
Cağinyan'a
geldim.
Alaüddin-i
Attar
hayatta
oldukça
hizmet ve
huzurlarında
bulundum.
Vefatından
üç gün sonra
Hulfetüye
geldim.
Buyurdular:
"Herat'ta
kaldığım
müddetçe
yemeklerimi
Hoca
Abdullah
Ensari
hazretlerinin
dergahında
yedim. Zira
onun Vakıf
Şartlarında
genişlik
vardı. Herat
şehrindeki
vakıfların
üçünden
başkasından
emin
olunacak
şartlar
mevcut
değildi. Bu
sebepledir
ki;
Maveraünnehir
uluları,
müritlerini
vakıfların
çoğu
uygunsuz
olan Herat'a
göndermezlerdi.
Çünkü orda
helal lokma
az
bulunurdu.
Bu yolun
salikleri
haram
yiyecek
olursa tam
bir geriye
dönüşle kötü
tabiatına
avdet etmiş
ve -Sırat'ı
Müstakimden
kalmış
olur."
H. 851
yılında
vefat
ettiler.
Kabirleri,
Halfeto adlı
bir hisar
köyündedir.
Mübarek;
orta boylu,
rengi beyaz,
yüzü
güzeldi.
Sakalının
etrafı
seyrek ve
beyazdı.
Mübarek
alnında beni
vardı.
H.A.R DİZAYN
www.gonullersultani.net |