|
Babası:
Kadı
Abdüsselam
Semerkandi'dir.
İmam-ı
Rabbani' nin
mürşididir.
H. 971
yılında
Kabil
şehrinde
doğdu.
Buradan
Semerkand'a
gidip zahir
ilimlerinde
yüksek
derecelere
ulaştıktan
sonra Hace
Emkengi (Hace
demek:
Bizdeki Şeyh
veya Mürşid
manasına
kullanılır)
hazretlerinin
sohbet ve
teveccühleri
ile de
şereflenerek,
velayetin
yüksek
makamlarına
kavuştu.
İlim tahsil
ettiği
zamanlar ve
gençliğinde
bu büyükler
yoluna olan
bağlılığı
ebebi ile, o
huzura
kavuşturacak
bir sohbet
arıyordu. Bu
çok kıymetli
silsilenin
madeni olan
Maveraünnehr'de,
o zamanın
meşayıhının
büyüklerinden
birçoğu ile
tanıştı.
Bazılarından
tövbe ve
inabe bile
aldı.
Kaderin
cilvesi, onu
bütün
bağlantılardan
"kurtarıp,
bir tek yere
bağlıyarak
ve o tek
bağlantı
sebebi ile
onu
hakikatin
zirvesine
kavuşturmak
isteyince,
önce onun
mübarek
kalbini,
yüzü çok
güzel bir
dilbere
çevirdi. Ve
bir kaç gün
sonra
aralarında
zaruri bir
ayrılık
husule
geldi.
İmam-ı
Rabbani'nin
ashabından,
Mevlana
Bedrüddini
Serhendi -Hadaratül
Kuds- adlı
farsça
kitabında
hayatını,
kerametlerini
uzunca
yazmaktadır.
Az yemek, az
uyumak, az
konuşmak
şiarları.
Her gece
Kur'an'ı
hatmeder,
sonra şafak
sökünceye
kadar Yasin
okurlardı.
Şeyh
hazretleri,
dünyadan da
dünya
halkından da
dünya
peşinde
olanlardan
da el etek
çekmişlerdi.
Meclislerinde
bu
hususlardan
hiç bir şey
konuşulmazdı.
Giyim
kuşamları
ise çok
basitti.
Nisbeti,
tesiri o
kadar
kuvvetli idi
ki,
birçokları,
yalnız
yüzünü
görmekle
cezbeye
kapılır,
hallere
dalardı. Bir
defasında
minberdeki
hatibin gözü
mübarek
yüzüne aldı.
Bir çığlık
atıp yerlere
yuvarlandı.
Şafak
sökerken
şöyle
yalvarırdı:
"Rabbim !
geceler
niçin bu
kadar çabuk
geçiyor?"
îki sene
irşatla
meşgul oldu.
İmam-ı
Rabbani
hazretleri
kemale
gelince,
talebeyi ona
bırakıp,
kendini
irşatla
meşgul
olmaktan
çekti.
Vefatı
yaklaştığı
günlerde
idi.
Hanımına:
"Gel beraber
aynaya
bakalım!"
buyurdu.
Hanımı der
ki, aynada
kendisini
tamamen
beyaz
sakallı,
ihtiyar
şeklinde
gördüm.
Halbuki daha
kırk yaşında
idi.
Korktum;
"Bana böyle
görünmeyiniz,
bakamıyorum"
dedim.
Tebessüm
etti ve
kendini asıl
şeklinde
gösterdi.
H. 1012'de
daha genç
iken vefat
ettiler ama
artlarında
da bu
ummetin 2.ci
bin yıl
içinde en
büyük insanı
artlannda
bırakarak.
İmam-ı
Rabbani
bayrağı
ondan
devraldı.
Mübarek
türbesi
Delhi
şehrinde
Kutb
caddesinde
Acmiri
dervaza
(kapı)
yanındaki
mezarlıktadır.
Şeyh
hazretlerinin
türbesi en
sıcak
mevsimde
öğle üzeri
ziyaret
edilirken
çıplak
ayakla
dolaşılırsa,
yerin gayet
serin olduğu
hissedilir.
Mübareğin
Hoca
Abdullah ve
Hoca
Ubeydullah
isimlerinde
iki oğullan
vardı.
Dört de
büyük
halifesi
vardı:
Hazret-i
Müceddid-i
Elf-İ Sani,
Şeyh Tac,
Hoca
Hüsameddin
ve Şeyh
Allah-dad
(R.A)
Mübarek;
orta boylu,
pembe
renkli, az
sakallı,
sakalında
siyah çok
idi, her
zaman uzlet
ve riyazeti
tercih
ederdi.
H.A.R DİZAYN
www.gonullersultani.net |