Erzurumlu Adnan Efendi
(Doğum 1867 - Ölüm?)
Altın Silsileden Şeyh Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri'nin dergâhına
1889 yılında bağlanmak şerefine kavuştum. Kendilerini 1885
tarihinde bir anlık görmekle şereflendim. İkinci bir defa olarak
da 1307 tarihinde görmekle gözlerim aydınlanarak derhal
hallerine inanıp teslim olarak mübarek tarikatlarına girerek
bahtiyar oldum. 1884 tarihinde bir cuma günü çarşıda bir saraç
dükkânında oturuyordum. Baktım ki yukarıdan siyaha çalan, ibadet
için yapılan cübbeli, mübarek nurlu yüzü mükemmel aşk ve
muhabbet eseri olarak balmumu renginde, sarı; fakat güler yüzlü
ve nuranî bir mübarek zât geliyor. Dükkân sahibine "Bu zât
kimdir?" diye sordum. Dedi ki, "Tagi (k.s.) Hazretleri'nin
halifesidir. Hınıs'tan yeni gelmiştir.
İşte o vakte kadar ne kendilerini görmüş idim ne de ismi
şeriflerini işitmiştim. Bundan bir müddet sonra nisbet ve
kemâlâtının nurlarını, ışıklarını etrafa yaymaya başladı.
Birtakım kalbi ölmüş kimseler, o kemâlâtın kudsi pırıltılarının
ışıklarını yok etmeye kalkıştılar. Birçok inkarcılar türedi. "Müridleri
deliriyormuş'" gibi halkı bu mübareğe bağlanmaktan ürkütecek
sözler söylemeye başladılar. Ancak başarılı olamadılar.
Adnan Efendi tarikata girişini ise şöyle anlatmaktadır:
Bir gün kalemde (dairede) salih arkadaşlarımızdan biri dedi ki;
"Sen niçin tarikata girmiyorsun? Tarikat senin için
münasiptir." Dedim ki; "Birader Hanifılik... yeterli değil
midir?" Böyle deyince o zât sustu. 1889 yılında bir başka
arkadaş bana dedi ki; '"Şeyh Efendi Mesnevi-i Şeriften vaaz
ediyormuş. Gidip dinleyelim." Dedim ki; "Pekâlâ gidelim."
"Gittik ki, mübarek dergâhın mescidinde kürsü üzerinde ders
anlatıyordu. Beyan ettikleri konu, Mevlâna Celâlettin Rum ile
Şemsi Tebriz'in kavuşmaları idi. Sohbet esnasında Piri Sami
(k.s.) Hazretleri, Şemsi Tebrizhi'nin dilinden naklen "Ah"
edince benim gönlümde de öyle bir tesir hâsıl oldu ki, artık bir
daha mübarek meclisini bırakamadım.
Bir süre sohbetlere devam ettim ve Şeyh (k.s.) Hazretleri'nin
tahsil; "Beni Şeyh Efendiye götür." O zât da beni götürdü.
Teravih namazından sonra beni huzura çıkardı. Gittim elini öptüm
ve geri çekilip ayakta durdum. Gönlüm titremeye başladı. Hafız
Nurettin Efendi dedi ki; "Efendim, Adnan Efendi, kabulünüzü
istirham ediyor." Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri dedi ki; "Ne iş
yapar?" Dedim ki; "Dairede mülazımım. (Astsubay) Şeyh Hazretleri
beni aldı. Alt katta bir odaya götürdü. İstiğfardan sonra
musafaha tarzında elimi eline alıp buyurdu ki; "Kabul ettim."
Buyurdu ki; "Biz de seni müridliğe kabul ettik" bana bazı
tembihlerde bulundu.
Tarikata girdiğim gece bir rüya gördüm. Mübarek dergâhın
mescidinin mihrabına yakın bir yerde sağ yanım kıbleye karşı
arka üzeri yatıyorum ve sanki mübarek mescidin doğu tarafındaki
pencerenin birinde üzerime devamlı bir rüzgâr esiyor. Öyle
uyandım. Yarındası ikindi vakti dergâha gittim. Sâmî (k.s.)
Hazretleri buyurdu ki; "Gece ne rüya gördün?" Ben de rüyamı
söylemedim ve bana hiçbir şey söylemedi ve bana ders verdi.
Aşağıdaki beyit de Adnan Efendi'ye aittir.
Asrımızın o aziz kutbu ile
Yani, coşkun derya olan Muhammed Sâmî ile
Onun feyizlerinin nurları ile baştan başa Bu Erzincan şehri
nurlandı, aydınlandı.
Rahmetinle Ya ilâhî sen bizi lâyık kıl Adnan 'ı; Sami'nin
eşiğinin kelpi olmaya
Adnan Efendi'nin hangi tarihte vefat ettiği ve kabrinin nerede
bulunduğu hakkında elimizde kayıtlı bir bilgi mevcut değildir.
H.A.R DİZAYN
www.gonullersultani.net