Page 61 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 61
58 Gülden Bülbüllere
Böyle olduğu halde kendisi mübarek, riyazet tarikatında çalışmış,
uzun yıllar boyu nefsinin istediklerini yedirmemiş ve nefsine doyunca-
ya kadar ekmek de yedirmemiş.
Neticede Gavsı Azama gelmiş ve Gavsı Azam Seyyid Sıbgatullah
Arvasi Hazretlerine mürit olmuş.
Fakat O mübarek (Sıbgatullah Arvasi Hazretleri) tebliğe çıkmış.
Halk arasında Abdurrahman Tagi Hazretlerine ise Molla Abdurrahman
deniliyor.
Beraber tebliğe çıkmışlar, kırk gün kırk köyden geçmiş ve kırk köye
uğramışlar, her gün bir köyde kalmışlar. Meşayih için tebliğ sünnettir.
Her köye gittiklerinde, bizim orada meşhurdur, usuldür, alışkanlık-
tır, bir büryan, yani bir kuzuyu veya koyunu keserler, yüzerler, hiç par-
çalamadan, tandır vardır yere gömülü, oraya asarlar üzerini kapatırlar,
hiç hava almaz. Orada onun buharı ile büryan pişer. Altına da bir kap
korlarmış, yağı akarmış oraya, onunla da pilav yaparlarmış. Çok lezzetli
oluyormuş, Etlerin içerisinde en lezzetlisi oymuş. Her gitmiş olduğu
köylerde bunu yapmışlar.
Abdurrahman Tagi Hazretlerini alıyor yanına, “Gel Abdurrahman
buraya otur diyor”, sağına veya soluna neyse, alıyor, o büryanın yu-
muşak yerlerinden mübarek elleri ile koparıyor ve önüne yığıyor. “Ye
Abdurrahman” diyor. “Sen uzun yıllar boyu et yemedin, et hasretini
çektin ye” diyor. Buna kırk gün kuzu döşü yediriyor, yumuşak etin
yanlarını yediriyor.
Kırkıncı gün hangi köyde ise teveccüh yapılıyor, işte bizim yapmış
olduğumuz teveccüh gibi, işte buna teveccüh edince, evliya eli sırtına
vurunca fethi bâb oluyor, kalp gözü açılıyor. Kalbi açılınca o kendisi ne
yapıyor? Ellerini dizine vurup hayıfl anıyor.
- Eyvah, yıllar boyu ben riyazet yaptım, boşunaymış. Kırk gündür
bana kuzu döşü yediriyor, bir şaplakta (teveccühte sırta el vurma) beni
arzuma, bir şaplakta beni nimetime ulaştırdı.
Onun için burada bizim için rabıta çok önemlidir.

