Page 113 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 113
110 Gülden Bülbüllere
İnsanların kalbi nazargâhı ilahidir. Cenabı Hak diyor ki; biz insan-
ların kalplerine nazar ederiz, kalplerine bakarız, boylarına, soylarına,
güzelliklerine, zenginliklerine, maharetlerine, marifetlerine hiç bir şey-
lerine bakmayız. Kalplerine nazar ederiz.
Onun için; “seviyorum, seviyorum” diyorsun ama, kalbinde ne var?
Kalbinden neyi seviyorsan Allah onu görüyor, biliyor.
Eğer Allah’ı seviyorsan; kalbinden arzuları çıkaracaksın ki Allah’ı
sevmiş olasın. Onu ifade ediyor ki;
Eğer âşık isen yâra
Sakın aldanma ağyara
Sen Allah’ı seviyorsan kalbinde daha başka bir sevgi olmasın.
Başka sevgiler olursa, o sevgi perdeler, seni Allah’tan ayırır. Başka
sevgiler, başka arzular seni Allah’tan uzaklaştırır.
Düş İbrahim gibi nara
O gülşende yanar olmaz
Bakın, İbrahim Aleyhisellam’ı ateş yakmadı. Niye yakmadı?
O da insandı, beşerdi, peygamberdi.
Peygamberler de zahiren beşerdir. Peygamberler de melek değiller.
Melekler; yemezler, içmezler, melekleri ateş yakmaz, kül olmazlar, me-
lekler ihtiyarlamazlar, hastalanmazlar, ölmezler.
Ama insanlar; yanar da, insanlar düşer de. İnsanlar hasta da olurlar,
insanlar ihtiyar da olurlar, yorulurlar, aç da kalırlar telef te olurlar, su-
suzluktan telef te olurlar.
Bu insanlarda vardır. Meleklerde böyle bir şey yoktur. Peygamber-
lerin zahirde beşeriyeti var, onların da yemeleri içmeleri var, kuşkuları
var, hastalığı var. Ne meşakkatler çekiyorlardı, ihtiyar oluyorlardı.
Mesela bak; İbrahim Aleyhisselam, ihtiyar oldu çok yaşadı. Nuh
Aleyhisselam 900 sene yaşadı. İbrahim Aleyhisselam da çok yaşadı
onun yaşı 100’ü geçti.

