Page 316 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 316
Tasavvuf Sohbetleri 4 313
Demek ki şu halde açık dünya zararları bizi ahiret kârı sahibi ediyor.
Onun için Allah zarara uğratmasın, maddi zarar dokunsun. Biz maddi
zarara da dayanamayız, ama gelince dayanacağız. Biz istemeyelim de
Allah’tan gelene sabredeceğiz. Ona da sabredeceğiz. Hani atasözleri var
ya, kıymetlidir, derler ki; “kâr zarar kardeştir”. Bir adam kâr da eder,
zarar da eder. Senin kârın öbürünün zararıyla bir olmaz ki kardeş olsun.
Kâr da senin, zarar da senin.
Bu da nedir?
Kâr da geliyor Allah’tan, zarar da geliyor Allah’tan. İkisi bir yerden
geliyor, onun için kardeşlik budur. Sana zararı veren başka, kârı veren
başka değil. Burada kâr-zarar deyince hastalık gibi hepsi de zararın içe-
risine girebilir. İşte sağlık sıhhat, afiyet varlık, makam mevki bunlar hep
kârın içerisine girer.
İnsanları Allah halk etmiş, bu dünyaya imtihan için göndermiş.
Fakat Allah bu insanları zararla imtihan ediyor, kâr ile de imtihan
ediyor.
Zararın imtihanı sabırdır.
Kârın imtihanı da Allah’a karşı şımarmamak.
Ben bu kârı yaptım, ben yapıyorum, ben iyi biliyorum dememek.
Bu benim işim değil de bunu Allah verdi bana demek lazım.
Evet, biz dünyaya imtihana geldiysek Allah bizi kâr ile zarar ile de
imtihan eder. Hastalıkla sağlıkla imtihan eder. Varlıkla yoklukla imti-
han eder. Refah ile sefa ile imtihan eder. Zaten;
İmtihân-ı yârdır cevr ile sitem
Müsâvîdir bizde hem medh ile zem
Şiddet-i berzahdan bizlere ne gam
Şah-ı Huban gibi sultânımız var
Burayı iyi anlayın.
Şah-ı Huban ne?

