Page 312 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 312
Tasavvuf Sohbetleri 4 309
Nereden geliyor?
Hadiste, Allah’a yalvarmıyor muydu? “Ya Rabbi sen bunlara tanıt.
Sen kendini bunlara tanıt bunlar bilmiyorlar, bildir. Bunlara da hidayet
et”. Hep yalvardığı buydu.
Hazreti Ali ne yapmış işte. Bir kâfir, bir kızla evlensin diye başını
ona vermiş, koymuş önüne.
- Al benim başımı kes de muradına nail ol, demiş.
Kâfire boynunu koymuş. Hadise şöyle olmuş: Bir kafir pehlivan bir
kıza çok aşık olmuş. Kızın tarafı da şart koşmuşlar. Demişler ki
- Ebu Talibin oğlu Ali’nin başını getirirsen biz sana kızı veririz, de-
mişler.
O adamda öyle bir aşk var ki; işte Niyazi Mısrî’nin divanında ge-
çiyor.
Bir gülün harı vardır yar demem
Kansız didelere ahu zar demem
İşte diyor ki öyle bir hale gelmiş ki vücuduna hangi el dokunsa beş
parmağı kana dokunur. Vücudunu kana batırır gibi beş parmağı kana
bulanır. İşte gözünden kanlar akıyor.
Kansız didelere ahu zar demem
Dide ne?
Göz, Gözyaşları.
Gözyaşları kansız olursa eğer ah u zar olmuyormuş.
Ama bu kimde olur?
Aşk-ı mecazda da olmuş, Leyla’da, Ferhat’ta. Allah’ın kulları, Allah
onlara acımış sonunda mecazını hakikate çevirmiş.
Şimdi de o kâfir pehlivan o aşkıyla Hazreti Ali Efendimizi kesmek
üzere giderken;
- Emelime ya nail olurum ya da ölürüm,
diye onun gözlerinden kanlı yaşı Allah çıkartmış.

