Page 308 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 308
Tasavvuf Sohbetleri 4 305
Allah’a bizim nasıl bir sözümüz var?
“Elestü bi Rabbüküm” fermanında “Belâ” dedik, “Belâ”mız var.
Eğer o “belâ”’yı bozduksak vaadimizin üzerinde durmuyoruz. O ahit
bozuluyor.
Ama Allah büyük, Allah âlim, Allah kadir, Allah kulunu varlığı için
halk etmiş, bilinmesi için halk etmiş, zikredilmesi için halk etmiş. Bu
kadar nimetleri dünyada ahirette kulu için halk etmiş. Allah öyle bu-
yuruyor, “bu sayısız nimeti ben kulum için halk ettim, kulu ben zatım
için halk ettim”. Ama bütün bu kadar dünyada ahirette akla gelen gel-
meyen bilinen bilinmeyen hepsini kulum için halk ettim; ama kulu
benim için halk ettim.
Onun için bilmek lazım. İşte bildiysek seçildik.
Seçildik ama bu bilgi nasıl bir bilgi?
İlmel yakîn var,
Aynel yakîn var,
Hakkal yakîn var.
İlmel yakîn avamlar bizler. Ama bu cemaat içinde belki aynel yakîn
vardır, bu bilinmez. İşte ilmel yakîn bilmiş buraya gelmişsiniz, toplan-
mışsınız. Bu ilmel yakîndir. Bir de aynel yakîn var.
Allah’ı ilmel yakîn, aynel yakîn, hakkal yakîn bilmek var.
Peygamber Efendimizi de ilmel yakîn, aynel yakîn, hakkal yakîn
bilmek var.
Varis-i enbiya olan “ve kûnû maassadıkîn, sadıklarımla olun” buyur-
du ya. Sadıklar velilerdir. Bunları da ilmel yakîn, aynel yakîn, hakkal
yakîn bilmek var.
Ama umumiyetle ister ilmel yakîn bilsin, ister aynel yakîn bilsin,
ister hakkal yakîn bilsin, yalnız ilmel yakîn, aynel yakîn, hakkal yakîn
ile bir ubudiyet oluyor.
İlmel yakînla aynel yakîn nasıl değişiyor?
İlmel yakîn mesafe var uzak. Ama aynel yakîn kurbiyet yaklaşıyor.

