Page 303 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 303
300 Gülden Bülbüllere
İlim dörttür, dörde ayrılıyor:
Tefsir ilmi; Kur’anı Kerim’in tefsiri yani.
Hadis ilmi,
Kelam ilmi,
Bir de fıkıh ilmi.
Fıkıh ilminin bir dalını istiyor tasavvuf, olacak, diyor.
O bir dalı da ne?
Her Müslüman’ın üzerine farz-ı ayın olan nedir?
Dini ilmihalini bilmek.
Yani onun üzerine verilen vazife olarak namaz, oruç ve almış olduğu
kulluk görevi nedir?
Günahlar, sevaplar, helaller, haramlar, bunları bilmek. Bunların te-
ferruatını bilemez ki. Lazım olanları bilecek. Bir dalı için de “sen fıkıh
âlimi ol da fıkıhtan vaaz et”, değil, “ibadetini sıhhatli yap”.
Demek bir insan ibadetini sıhhatli yapmayı bilecek. Bilmeden ya-
parsa o ibadet sıhhatli değildir, sağlıklı değildir. Bilerek yaparsa sağlık-
lıdır, sıhhatlidir, bunu istiyor.
Çünkü bakın şeriat, tarikat, hakikat, marifet var. Şeriat birinci ba-
samak. Birinci basamağa basmadan sen ikinci basamağa geçemezsin.
Tarikat ikinci basamak. Hakikat üçüncü basamak. Marifet dördüncü
basamak. Allah şeriatı, tarikatı, hakikati, marifeti insanlara halk etmiş.
Ama o şeriatı, tarikatı, hakikati bilmek de Allah’ın ayrı bir ihsanıdır.
Bilmek Allah’ın ihsanıdır ama yaşamak da bunun sa’yıdır. Eğer yaşa-
mazsa Allah’ın ihsanını zayi’ etmiş olur.
Allah ne buyuruyor? “Ben kuluma vermiş olduğum nimetin kulum
kıymetini bilirse onun nimetini arttırırım, yükseltirim, büyütürüm;
7
kıymetini bilmezse elinden alırım ”. Öyleyse bu tasavvuf da Allah’ın
bir ihsanıdır.
7 İbrahim 14:7

