Page 30 - Dosta Doğru Dergisi 1. Sayı
P. 30

rahim Aleyhisselam oğlu İsmail’e                    Pîr-i Tâgî’ymiş. Biz de deriz ki mademki buraya     de daha gizlenemedik, hatme okuduk,teveccüh
  —Teslim ol, seni keseceğim, demiş.                  bizi şeyh Efendimiz topladı. O, olmasa biz bir-     yaptık, ders verdik. Ondan sonra duyuldu, bir
  Ellerini bağlamış, o da:                            birimizi tanıyamazdık ve buraya da gelmezdik.”      zaman muhalefet etti ama sonradan yumuşadı.
  —Baba çöz ellerimi, bu emri, bu işi işle. Ben       Öyleyse biz de burada aldanmayız, biz de deriz ki:
                                                                                                            Evet efendiler! Teveccühün sonuna kadar
sana karşı gelmiyorum. Bağlı ellerimi çöz, demiş.       Beraberdir Dede Paşa Mevlâsı                      gözlerinizi açmayın. Saat on biri çeyrek geçiyor
  Değil mi? Bir mürit de demek ki şeyh efendisi-        Mevlâ; efendi demek.                              inşallah on ikiye bitirmeye gayret edeceğiz. Belki
                                                        Dede Paşa Hazretleri ile efendim, beraber ve      on ikiyi beş, on, yirmi dakika geçer, öğle namazı
ne böyle teslim olması lazım.                         onunla beraber olduğu için onun için buraya         geliyor. Ondan sonra namazınızı da kılarsınız,
  Tarikatın şartlarından biri budur.                  toplanmışız. O, Dede Paşa’yı tanımasaydı, biz       kumanyanızı alırsınız, ondan sonra dağılırsınız,
  Muhabbet var, ihlâs var, adap var, bir de           Dede Paşa Hazretleri’ni tanımazdık.                 yarın mesai başlıyor. Herkes yollarına gider
                                                        Mübarek Dede Paşa’nın şeyh efendisinin toru-      inşallah.
teslimiyet var.                                       nuyum. Şeyh efendilerinin torunu olmakla Dede
  Bunlar birbirini takviye eder. Başta muhabbet,      Paşa’nın çok torunları var. Damadı çok, sevmiş        Hakkınızı helal edin. Allah canınızın sağlığını
                                                      olduğu damadı, oğlu vardı. Hacı Ahmet Efendi        afiyetinizi artırsın. Şimdi umreye gideceğim ama
muhabbeti takviye eden, çoğaltan ihlâstır.            amcamdı, Dede Paşa’nın damadıydı. Çok da âlim-      bir dahaki sene Allah izin verirse senede bir defa
  536 Gülden Bülbüllere                               di, çok da bilgili. Ama bilemiyoruz bu emri, öyle   geleceğiz. Allah izin verirse hangi günde, hangi
  Hani bir insan şeyh efendisini ne kadar büyük       zamanda ona duyurmadı. Ama üç sene tebliğ           ayda isteniyorsa, bir ay kalacağım. Ama bir ay
                                                      yapamadı. 70 senesinde buyurmuştu; 73 senesin-      da kalmam için buranın faaliyeti olmalı. Buranın
görürse, ne kadar yüksek görürse, o kadar fazla                                                           faaliyetini tebşir edin.
sevebilir, sevgisi ona göre olur.

  Bir de âdap; meşayihinin zâhirinde yaptığın
âdabı bâtınında da yaparsan, meşayihin zâhiri
bâtını birdir. Âdap da meşayihin zâhiri bâtını
bir bilmek. Şeyh efendinin huzurundaymış gibi,
yemende içmende; kalkmanda, oturmanda bu
şekilde yapıyoruz.

  Şeyh efendim uzakta görmüyor, değil, onu
uzak görmeyeceksin. Sen onu görmüyorsun ama
o seni görüyor, bunu aklına getireceksin. Âdap
da budur.

  Teslimiyet ne? Sen bir alet olduğunu bilecek-
sin, bir aletsin sen. Beni şeyhim hareket ettiriyor.
İşte bunlar böyledir.

  Bunları sen yapıyorsan, ben bunları böyle
yapıyorum, sen de kendinde yap, demeye hakkın
yok. Tavsiye edersin yapabilirse yapar, yapamazsa
yapamaz.

  Ama sen de böyle değilken eğer ben böyle-
yim, dersen, o da Allah korusun, o zaman gider,
ulûhiyet olur, kuru davada kalırsın.

  Evet, şimdi işte ebyat okunduğu zaman, gazel
okunduğu zaman, sırtınıza el vurulduğu zaman,
Şeyh Efendimiz Dede Paşa Hazretleri bu teveccü-
hümüzü yapıyor, sırtımıza

  elini vuruyor ve gazeli de kelamı kibarı da o
okuyor deyin. Aldanmazsınız, lehinize olur, aley-
hinize olmaz. Çünkü niçin? Bak! Divan’da geçiyor:

  Kibrid-i ahmerdir şeyhin nefesi
  Yakar dil şehrinde bırakmaz pası
  Dil şehri kalbimiz. Kalbindeki pas ne? Masiva,
masiva, masiva; maddî. Bunları nefesiyle yakar
diyor, evet:
  Kibrid-i ahmerdir şeyhin nefesi
  Yakar dil şehrinde bırakmaz pası
  Beraberdir Pir-i Tâğî Mevlâsı
  Daim cezbederler buraya bizi
  Biz bu zamanda diyeceğiz ki:“O Sâlih Baba’nın
şeyhi Pîr-i Sâmî’ymiş ve onun Şeyh Efendisi de

28 | Dosta Doğru                                                                                          Mayıs 2013
   25   26   27   28   29   30   31   32   33   34   35