Page 26 - Dosta Doğru Dergisi 1. Sayı
P. 26

llâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed.             edin, günah işlememiş olsun”. Bu ulemanın bize         Destur!”demezsek, sıkı zamanda
Evet, şimdi teveccühün başlangıcı nihayeti bir        bildirdiği; sen günah işlemişsen senin günahın,          “Aman”demek, o aman olmaz.
saattir.                                              senin duana perde olur.                                  Yani hiç unutmayacağız onları ki bütün“destur,

  Teveccühten maksat sohbettir. Sohbeti dinledi-        Ama senin günahın benim duama perde                  bismillah destur”her işinde. Aldın“bismillah
niz, anladınızsa tamamdır.                            olmaz. Müminin mümine duası geçer, bir böyle.          destur”, verdin“bismillah destur”, lüzum yok
                                                                                                             kalbinde olsun, aklında olsun.
  Ama teveccühte de tabii ki bir feyiz, nur,            Bir de günah işlemeyen ağız velîlerindir, velîle-
muhabbet var. Ama bu muhabbet zaten, bizdeki          rin ağzıdır. Bunların duasına biz muhtacız. İşte o       “Bismillah destur”dedin aldın,“bismillah
muhabbet zaten bî-karar değil, mümkün değil.          zaman burada silsile okunacak, teveccühte silsile      destur”dedin verdin. Vazifeye gittin kapıdan içeri
O bî-karar olan muhabbet velîlerin kârıdır, bizim     okunacak. Bu silsile okununca o silsilede okunan       girdiğin zaman hemen“bismillah destur”de. Bu
değil.                                                duhulü velîlerin ruhları buraya teşrif ederler.        olursa daraldığında da“bismillah meded”dediğin
                                                      Buna inanmak lazım.                                    zaman yetişirler, hemen yetişirler. Ama geniş
  Bizdeki muhabbet bakarsın beş dakika sürer,                                                                zamanlarında“destur”un olmazsa dar zamanında
geçer; on dakika sürer, geçer. En fazla yirmi           Olârın ruhlarının yok karârı                         da“meded”i işitemezsin, makbul olmaz da.
dakika sürer, geçer. Bize gelenler sabit değil.         Dolaşırlar zemîn ü âsumânı
İşte bu teveccühte bir saat içerisinde alacağınız       Teveccüh Sohbetleri 529                                Evet, şimdi teveccühe başlayacağız. Bir de
muhabbeti alırsınız, beş dakika sürer, ya da on         Dolanırlar, gezerler. Oların ruhları, kim bunlar?    bu teveccüh de kalb-i selim istiyor. Kalb-i selim
dakika sürer.                                         Velîler.                                               dersek yani her şeyi kalbinizden çıkarın, sade bir
                                                        Onların ruhları sağken, cesette kapalı değiller.     borcu değil, sade hastayı değil.
  Evet, işte teveccühte kalb-i selim olun. Kalb-i     Onlar ispatı vücut yaparlar. Tayyı mekânda
selim demek; kalbinizde bütün her şeyi borcunu-       bulunurlar, ispatı vücut yaparlar. Oturduğu yerde        Yani kibir, gurur, haset, kin, gadap bunları
zu, alacağınızı, vereceğinizi, hastanızı, daha bun-   bakarsın ki Türkiye’degörülür ve ta Hicaz’da da        çıkarın. Gadaplanıyorsunuz, bilerek, bilmeyerek
ları düşünmeyin. Bunlara Allah’tan şifa dileyin,      görülür.                                               olsun, olmasın kalbinizden gadabı çıkarın.
sağlık dileyin, iyilik dileyin. Bu borçtan kurtulmak    Olârın ruhlarının yok karârı
için Yâ rabbî sen kurtar, diyelim. Kurtulmak için       Dolaşırlar zemîn ü âsumânı                             Her şey birden yok olmaz. Bir insan alışmış bir
Allah’a dua edin, dua edin, dua edin. Şahsa değil,      Olar bu âlemi devran ederler                         şeye, nefsinde yaratılış hesabı hiddeti mi var, ga-
bütün Müslümanlar için dua edin. Bizim borçlu           Ararlar derde düşen nâtüvânı                         dabı mı var, onu birden yok edemez. Onu azalta
kimsemiz varsa onun için de dua edin.                   Onlar, ölümde, kabirde de kapalı değiller.           azalta, küçülte küçülte yok eder.
                                                        Onlar ölmezler, onlar sade gözden kaybolurlar.
  Çünkü dua hazinedir. Şahsa edilen dua makbul          Kalp gözü, bâtın gözü açık olanlar, onu yine           Kini var, onu da birden atamaz. Azalta azalta,
değil. Birisinin bir borcu var o borcundan kurtul-    hayatta nasıl gördüğü gibi onu görürler.               küçülte küçülte yok eder.
mak için dua edin. Bizim ihvanlardan bir hastası        Evet, kabirde de kapalı değiller.
varsa onun için dua edin.                               Bunlar çıkarlar gezerler; her tarafa elleri ulaşır,    Hasedi var, bu da böyle; gururu var, bu da
                                                      her tarafı görürler, her tarafa ihsanda bulunurlar.    böyle; kibiri var, bu da böyle.
  Buralar merciidir, duanın kabul olacak bir          Anında her tarafa yetişirler.
merciidir. Evet, burada şu hastaya ne edeceğim,         Yeter ki bizim“Aman”bir amanımız olsun. Ama            Bu beş şeyi azaltabilir. Haset, kibir, gurur,
hangi doktora götüreceğim; bu parayı nereden          kuru amanımız olmasın ha!                              gadap bir de kin. Burada herhangi bir ihvanda
bulacağım, bunları düşünmeyin, bunlar şikâ-             Kuru aman nedir?                                     birbirinize darılmışsanız gücenmişseniz, sevmi-
yettir! Ama Yâ rabbî sen benim hastama şifa ver,        Eğer biz sair zamanlarda, iyi zamanlarımızda“        yorsanız arada bu kin var, bunu kalpten çıkarın,
diye dua edebiliriz, burası mahallidir, istememiz                                                            kininizi çıkarın.
lazım.
                                                                                                               530 Gülden Bülbüllere
  Evet, bak, ne buyruluyor:“Öyle bir ağızla dua                                                                Çünkü zâhirde Allah’ın böyle bir emri var. Bir
                                                                                                             Müslüman, yaşlı bir Müslüman bir genci gördüğü
                                                                                                             zaman bakıyor ki o; ibadeti, sevapları yaşayan,
                                                                                                             günahı sevabı bilen; kendini çekip çevirmiş,
                                                                                                             günah işlemiyor, sevap işliyor; helal yiyor, haram
                                                                                                             yemiyor; hayır düşüncesi var, şer işlemiyor.
                                                                                                             Böyle birini İslâm’ı yaşayan birini, yaşlı bir adam
                                                                                                             gördüğü zaman ondan bir istimdat talep etmek
                                                                                                             gerekiyor.
                                                                                                               —Yâ rabbî ben yaşlandım, sana kulluğumu
                                                                                                             tam yapamadım. Bak, bu genç daha günah ka-
                                                                                                             zanmadan sana kulluğunu yapıyor. Senin indinde
                                                                                                             bunun bir makbuliyeti vardır.
                                                                                                               Bunun hürmetine, Yâ rabbî beni de affet.
                                                                                                               Makbul olan duadır. Çünkü niye? Onda mahvi-
                                                                                                             yet vardır.
                                                                                                               Mahviyet lazım, yokluk lazım. Gurur, kibir,
                                                                                                             ben biliyorum, ben yaptım, ben eyledim, demek
                                                                                                             değil.
                                                                                                               Tarikat bilmek değil, tasavvuf bilmek değil;

24 | Dosta Doğru                                                                                             Mayıs 2013
   21   22   23   24   25   26   27   28   29   30   31