Page 53 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 53
50 Gülden Bülbüllere
- Onun cennette ilacı var, ölmemek için çaresi var diyor, onun cen-
nette ilacı var. Beni cennete sokarsan, ben o ilacı söylerim, yersin, bir
daha ölmezsin.
Tavus kuşunun cesedi küçük olduğu için gücü yetmiyor, şeytan
aleyhi’lla’neyi cennete sokamıyor.
Ama yılanın büyük cesedi var. Gidiyor yılana anlatıyor. Yılanı ça-
ğırıyor “gel diyor, cennetin kapısında böyle birisi var böyle böyle…”
diyor, yılanı kapıya getiriyor. Şeytan yılana da aynı ifadeleri, sözleri söy-
lüyor.
Yılan da kanıyor onun sözüne ve yılan da soruyor.
- Seni nasıl cennete sokayım?
“Sen” diyor, “ağzını aç ben küçülürüm, senin ağzına girerim, beni
cennete sokarsın.”
Yılan ağzında şeytanı cennete sokuyor.
Hz. Âdem’i öyle sefa içerisinde görünce:
- Ya Âdem zannetme ki bu keyif, bu sefa, bu sürur sende kalsın…
- Ne olacak? Diyor.
- Ölürsün, diyor.
- Ölüm nedir?
Duymamış, bilmemiş, Cenabı Hak bildirmemiş.
- Ölüm, senin cesedinde canın var, O çıkınca cesedin çürür, yok
olur gidersin.
- Bunun ilacı şu buğday tanesidir. Yersen ölmezsin.
Hz. Âdem hiç inanmıyor.
Diyor ki: “Rabbim bunu bana yasakladı.”
Cenabı Hak Hz. Âdem’e “Bu cennette sayısız nimetler var, hepsi
senin için helaldir Ya Âdem. Hepsinden ye, iç; fakat bu buğday tane-
sinden yeme” demişti.

