Page 139 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 139

136                                          Gülden Bülbüllere

            Evvel şeriat, şeriatımız tamam olacak,
            Ondan sonra tarikatımız olacak,
            Tarikattan da hakikate geçilecek. Çünkü, şeriatla hakikat’in arasın-
          da tarikat var.
            Mesela bir şehri düşünelim. O şehri bir nehir ikiye bölmüş. Bu neh-
          ri geçmek için bir tarafı şeriat bir tarafı hakikat. Şimdi geçmek için ne
          lazım orada bir köprü lazım veya bir kayık lazım ki birinden öbürüne
          geçesin.
            Öyleyse hani biri çok sefalı olsa, biri birinden daha çok zevkli olsa,
          varlıklı olsa, lüks olsa, oradan oraya geçmek için ne lazım bir vasıta
          lazım. Öyleyse Cenabı Hak insanlara şeriat, tarikat, hakikat, marifet
          bahşetmiş.
            Şeriatın tamam olacak.

            Tarikatın da senin için hakikate bir köprüdür. Tarikattan da geçince
          hakikate ulaşıyorsun. Hakikate ulaşınca işte o yüksek alemden gelen
          ruhu yüksek aleme ulaştırıyorsun.
            Ulvi alemden, arşı âlâdan gelen ruhu, yine arşı âlâya ulaştırıyorsun.
            O zaman kıymetini buluyorsun o zaman kıymetli insan oluyorsun
          insan her şeyin, meleklerin de mafevkinde oluyor.
            İnsanlar eğer hakikate ulaşıyorsa, meleklerden de kıymetli oluyorlar
          meleklerden de güzel oluyorlar. Cenabı Hak; “Vettîni” süresinde “legad
          haleknel insane fi ehsani takvim, biz insanı çok güzel halk ettik, kıy-

                      13
          metli halk ettik ”, buyuruyor.
            “ehsani takvim” kıymetlidir.
            “musayı kübra” büyük halk ettik, güzel halk ettik.
            Bu çok güzel, çok kıymetli halk ettiğimiz insanı, “sümme radedna-
                      14
          hu esfele sâfi lîn ”. Bu kıymetli insanı cehennemde “esfele safi lin” diye

          13  Tin 95:4
          14  Tin 95:5
   134   135   136   137   138   139   140   141   142   143   144