Page 226 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 226
Tasavvuf Sohbetleri 4 223
Hizmet eden himmet alıyor, himmet alan hizmeti daha çok azim-
li, hareketli oluyor. Hizmet himmeti cezp ediyor, himmet hizmet
yaptırıyor.
Hizmet deyince burada sade senin şahsi hizmetlerin değil, amelin
hizmetin değil. Bir de sen hizmet görüp himmet alırsın bir de sana
makam mevki görev hizmeti verilir. Bu hizmeti başardınsa gördünse,
ciddi ve samimi olman lazım, bu sefer hizmetin daha büyüğünü sana
verirler. Onu da başardınsa daha büyüğünü verirler. Onu da başardınsa
daha büyüğünü verirler.
Hizmet deyince sade zahirde şeyh efendimizin emirlerini tutmaktır.
Tutup da yani ne? Dersimizi yaptık, hatmemizi okuduk işte teheccüd
namazımızı kıldık zikrimizi yaptık. Bunlar da hizmet tabii, bunlarla te-
rakki ediyor. Bir de sen bunlarla almış olduğun bir hizmet sana manevi
bir terakkin oldukça o hizmet büyüyor. O hizmet de ciddi olunca daha
da büyüyor.
Nasıl mesela?
Velayette bizim bu Nakşî tarikatı askeriyedir. Görevi askeriye, kıya-
feti askeriye, eğitimi askeriye, makamı askeriye, rütbesi askeriye, hepsi
askeriye.
Şimdi askeriye denilince er de bir asker, rütbeliler de asker, onbaşı
da bir asker, çavuş da, uzman çavuş sonra astsubaylar da bir asker. Za-
ten rütbeleri var onlar da asker. Subaylara geçince teğmen, üsteğmen,
yüzbaşı bunlar da asker. Binbaşı, yarbay, albay bunlar da asker. Tuğ-
general, tümgeneral, orgeneral bunlar da asker. Değil mi? Bunlar hep
neyle terakki ediyor? Mesela bir yüzbaşı binbaşı olmak için başarılı olur
hizmetinde, hizmetini görüyor ki terfi edebiliyor. Hizmetini görmese
onu terfi ettirmezler.
Aynen bizim tarikatımız da böyle terfi olur (şeyh efendimizin soh-
betleri bu), bizim tarikatımız da askeriye tarikatıdır. Askeriyede bir di-
siplin var, askeriyede bir kuvvet var.

