Page 230 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 230
Tasavvuf Sohbetleri 4 227
Bir de Merdud, Merdud Seyfettin varmış. O Merdud Seyfettin ise;
Nakşibendî Efendimizin zamanında davetler varmış. Artık maddiyatı
olanlar Nakşibendî Efendimizin ashabını davet ediyorlarmış. O mer-
dud Seyfettin de ticaretle çalışıyormuş. Fakat bu davetteki maksadı;
- Ben davet edeyim de bana dua etsin, malım artsın, on iki bin altın
sahibi olayım.
Niyeti buymuş. On iki bin altın sahibi olmak. Develeri var, işte
adamları var. Tüccar, memleketten memlekete mal götürüyor, satı-
yor. Oradan oraya götürüyor, ihracat ithalat neyse yapıyor. Bu bir gün
Nakşibendî Efendimizi müritleriyle beraber davet etmiş. Çok bol ye-
mekler, çok çeşitli leziz yemekler de yaptırmış. Nakşibendî Efendimizin
zamanında da ziyafetlerde yemeklerin peşinden tatlı geliyormuş. Çeşitli
çeşitli tatlı geliyormuş. O da tatlıyı yapmamış. Masrafı çok güzel, ye-
mekler çok, çeşitli bol yapmış; tatlıyı yapmamış, tatlı yok. Şah-ı Nakşi-
bendi Efendimiz latife ile demiş ki;
- Mevlana Seyfettin, hani tatlı da yokmuş, tatlıyı niye getirmedin?
Deyince hoşuna gitmemiş, bu kelam ağırına gitmiş. İçerinde bir iti-
raz kaynamış.
- Ben bu kadar masraf ettim bir de tatlı yok dedi. Cemaatin ortasın-
da bunu bana nasıl söyler?
Bu itiraz büyümüş büyümüş sohbetinden kesilmiş. Sonra Nakşibendî
efendimiz buna demiş ki;
- Senin maksadın on iki bin altın sahibi olmak, on iki bin altın
sahibi ol.
Olmuş ama Nakşibendi Efendimize de itirazı büyümüş büyümüş ve
bu sefer de inkar etmiş.
Onun için biz de dikkat edelim. Allah bu nimeti bize nasip etmişse
münkiri olmayalım, nimetimizin kıymetini bilelim.
Neyle bileceğiz bu nimetin kıymetini?

