Page 229 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 229
226 Gülden Bülbüllere
- Kısasa kısas. Sen bu kölenin dişlerini kırdın o da senin dişlerini
kıracak. O da demiş ki;
- Sen beni bir köle ile bir mi tutuyorsun? Askerim var, gücüm kuv-
vetim var, sonra bu kadar savaşlar yaptım. Hazreti Ömer de demiş ki;
- Savaşı yaptınsa kendi amelin. Allah indinde sen de bir köle ben de
bir köleyim. Allah’ın emri kısasa kısas. Senin dişlerin kırılacak.
Bakmış kurtulamıyor,
- On dakika müsaade et.
Demiş, bir mazeret göstererek izin istemiş. Ama izin almakla bera-
ber otuz bin kişiyi alıyor, Rum’a dönüyor, sığınıyor, Hıristiyan oluyor.
Hülefa-i Raşidin zamanında onunla savaşılmış. Rumlarla savaş olduğu
müddetçe Rum komutanı onu cephe kumandanı yapıyor, çok da savaş-
çıymış. Müslümanlara çok zayiat veriyor. Müslümanlar zaferleri onun
tesiriyle çok çetin kazanmışlar. O mürtet işte.
İşte o şeriattan, İslamiyet’ten dönene mürtet deniliyor. Tarikattan
dönene ise münkir deniliyor, aynı şey. Münkir, inkârcı demek. Tarikat-
tan çıkar, inkar etmezse münkir olmaz ama tarikatta da hiçbir terakkisi
olmaz.
Tarikattan maksat terakkidir.
Nakşibendî Efendimizin dört tane Seyfettin isminde müridi varmış.
Belki müritleri çoktur ama Seyfettin ismindeki bu dört tanesi normal-
de de ileride. Bunlar; Mahbub: Seyfettin, Makbul: Seyfettin, Makul:
Seyfettin, Merdut: Seyfettin’miş.
Makbul Seyfettin zaten makbul olmuş. Evliyaullah’a makbul olan
Resulullah’a da makbuldür, Allah’a da makbuldür. Yani Nakşibendî
Efendimize makbul olan Allah’a da makbuldür, Resullullah’a da mak-
buldür.
Mahbub olan da, sevilen de güzel zaten. Evliyaullahın güzel dediği
Allah’ın indinde de, Resulullah’ın indinde de güzeldir.
Bir de makul. Makul de hoş görülmüş.

