Page 248 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 248
Tasavvuf Sohbetleri 4 245
Bir de ruhunun kıblesi vardır ki o secdesinin yönü Beytullah ama
secdeyi Allah’a yapar; Beytullah’a yapmaz.
Ama bunu idrak etmek, anlamak, yapmak…
Niçin buyruluyor ki ihsan nasılmış?
Allah’ı görüyormuşsun gibi ibadet edeceksin.
Bunu biz yapabiliyor muyuz, mümkün mü bu? Yapamıyoruz.
Hâlbuki Allah’ı görüyormuşsun gibi ibadet etmek değil de biz namaz-
da her şey geliyor gönlümüze. Her şey gelince Allah ile o zaman araya
giriyor. Bu gönlümüze gelenler bir araya giriyor.
Bu neye benzer?
Hani bir kâinatı aydınlatan bir güneşe, yeri zemini aydınlatan güne-
şe bulut geldi mi güneşin ışığını keser. Kesmez mi? Keser. Bizim gönlü-
müzü de ancak Allah’ın nuru aydınlatacak. Fakat bu Allah sevgisinden
başka, Allah’tan başka gönlümüze gelenler hepsi ne oluyor? O güneşin
önüne gelmiş bir bulut gibidir, Allah’ın sevgisini keser senin kalbinden
bırakmaz.
İşte insanların, müridin cesedinin kıblesi vardır, Beytullah; ruhu-
nun kıblesi de meşayihidir. Ama meşayihi bir aynadır ki, kelamı kibar-
da buyruluyor;
Gönül fehm edeli “lâ”dan “illâ”yı
Burada gönül kalptir. Fehim anladı, neyi anladı?
“La” yok, “illa” var. Gönül “La” her şeyi kalbinden çıkardı, attı hiç-
bir şey bırakmadı. Her şey kalpten atılınca, her şey çıkarsa o kalp si-
linmiş bir aynadır. “İlla”, her şeyi kalbinden çıkardı attı “illa” var olan
Allah onda, onun kalbinde tecelli etti.
Gönül fehm edeli “lâ”dan “illâ”yı
Mecnûn-veş biz de bulduk Leylâ’yı
Bu bir izahtır. “Mecnun gibi biz de bulduk Leyla’yı” bir izahtır.
Çünkü Mecnun’un Leyla ile bir hadisesi var, olmuştur. Kelamı kibar-
larda bu çok geçer. Kelamı kibarlarda geçenlerde hiç galat olmaz, ya-

