Page 249 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 249

246                                          Gülden Bülbüllere

          lan olmaz. Mecnun bir Leyla’ya âşık olmuş. Mecnun nefsi için Leyla’yı
          sevmiş, bir kız, bu aşk-ı mecazdır. Ama nasıl âşık olmuş ona ki bütün
          yemesi de onun sevgisi olmuş, içmesi de onun sevgisi, uykusu da onun
          sevgisi olmuş. Yemiyor, içmiyor, uyumuyor.
            Ne uyutmuyor onu? Leyla’nın sevgisi,
            Ne yedirmiyor ona? Leyla’nın sevgisi,
            Ne içirmiyor ona? Leyla’nın sevgisi.
            Hepsi Leyla’dan başka bir şeyi yok. Daha zikri de olmuş Leyla, gı-
          dası da olmuş Leyla, hayatı da olmuş Leyla, bütün her şeyi Leyla. Ama
          bir Leyla’dan ona görünen o güzellik var ya Cenabı Hak bütün eşyadan
          ona göstermiş.
            Aslında Leyla çok güzel bir kız değilmiş. Eğer çok güzel olsaydı ona
          o zamanın beyleri, ağaları, zenginleri talip olurlardı. Hiç kimse ona ta-
          lip olmamış. Mecnun ise çok fakir, işsiz, beceriksiz, böyle naçar, sefi l bi-

          risiymiş. Ona da fakir, sefil, bir iş sanatı, mesleği yok, diye vermemişler.
          Ama burada demek ki Cenabı Hak Mecnun’a bir güzellik göstermiş,
          çirkin olduğu halde, güzel olmadığı halde Leyla’yı güzel göstermiş. O
          güzellik onun gönlünü almış ve onu yedirmemiş, içirmemiş, uyutma-
          mış. Böyle olunca onda bir sadakat olmuş. Sadakatinden dolayı Cenabı
          Hak ona merhamet etmiş. Yıllar boyu ağlayıp, sızlayıp, gezip dolanması
          Allah’ın merhametini cezp etmiş. Kuludur, Allah kuluna acır, ona Ce-
          nabı Hak ne yapmış?
            Ona sade bir Leyla’nın yüzünden görünen o güzelliği Cenabı Hak
          bütün eşyadan göstermiş. Allah’ın sıfat nuruna o zaman ulaşmış.
            Evet, efendiler bak Evliyaullah’ın zahiri var, batını var. Evliyaullah’ın
          zahiri bir müridin delilidir, önderidir. Yani bütün adabı, erkânı her şeyi
          ondan zahirinden öğrenecek. Zahirini kendisine örnek edecek. Bu ke-
          lam şunu ifade eder;

               Bırak bu mâsivâ ile hevâyı
                Pîr-i Sâmî gibi bul reh-nümâyı
            Reh nüma: yol gösteren, doğru yolu gösterendir.
   244   245   246   247   248   249   250   251   252   253   254