Page 257 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 257

254                                          Gülden Bülbüllere


            - Anne şeyh efendinin iki tane misafiri geldi ve şeyh efendi onlara
          çok hürmet ediyordu, iltifat ediyordu. Şeyh efendinin onlara ikram ede-
          cek bir şeyi yoktur. Sen bir yemek pişir götüreyim, onlara ikram etsin.
             Annesi de demiş ki;
            - Benim işim var, ben şimdi yapamam.
            Bırakmamış annesinin eline sarılmış, ayağına sarılmış.
            - İlla yapacaksın.

            Ballı paça isminde bir yemek yaptırmış, götürmüş. O yemeği götür-
          düğü zaman Azizan hazretleri misafirlere ikram edecek bir şeyi kalma-

          mış. Mübarek için çok üzüntü sıkıntı olmuş, kendini dışarı atmış.
            Dışarı atınca o gençle o yemek elinde karşılaşmış. Demiş ki;
            - Efendim tenezzül buyurun, kabul edin. Bunu validem gönderdi,
          annem gönderdi misafirlere ikram edesiniz.

            Böyle edeple, tevazuyla, usulüyle vermiş. Bu çok hoşuna gitmiş. Bu

          yemeği almış, dönmüş içeri misafirlere yedirmiş. Misafirleri yolcu et-

          miş. Bu o kadar hoşuna gitmiş ki o genci sokaklarda aramış bulmuş.
            - Gel oğlum, demiş buraya almış içeriye. Senin bu hizmetin tam
          yerinde oldu, beni çok mesut etti memnun etti, sıkıntıdan kurtuldum.
          Sen de benden ne istiyorsan iste.
            O da demiş ki;
            - Senin gibi olmak istiyorum, demiş.

            - Yok oğlum onu sen taşıyamazsın, demiş, başka iste. Başka dünya-
          lığın, ahiretliğin ne istiyorsan iste, demiş.
            Genç düşünmüş, düşünmüş.
            - Hiçbir şey istemiyorum senin gibi olmak istiyorum, demiş.
            İkinci bir sefer bunu ikaz etmiş. Demiş;

            - Oğlum ölürsün bak.
            Düşünmüş;
            - Ölürsem öleyim efendim, demiş, senin gibi olmak istiyorum.
   252   253   254   255   256   257   258   259   260   261   262