Page 258 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 258
Tasavvuf Sohbetleri 4 255
Bunun elinden tutmuş halvet hanesine almış buna bir nazar etmiş.
Yani bir bakmış.
İşte bak demek ki Mevlana’nın sözü, mübareğin sözü hilaf değil.
Yek nazar eylese arif-i billâh
Aslı kemhareyi mücevher eyler
Arif-i billâh, Allah’tan ayık olanlar bir nazarlarıyla (nazar, bakıştır)
kara taşı mücevher altın yapar.
Bu kara taştan mana on sekiz yaşında ameli olmayan deligöz sokak-
larda hoplayıp zıplayan birisi.
Neymiş onun kalbi? Kara taşmış.
Ne yapmış orada? Mücevher altın yapmış.
Üçüncü bir seferde; işte ölürsem öleyim efendim senin gibi olmak
istiyorum, demiş. O da mecbur ona bir nazar etmiş, Hak gözüyle bak-
mış. Cenabı Hak işte “o veli kulumun gören gözü benim gözüm ”,
21
buyuruyor. Ama bu her zaman olmaz tabii. Ona bir bakmış, bu bakışta
o on sekiz yaşındaki gencin sinni (yaşı) doksan yaşındaki Azizan hazret-
lerinin sinni gibi olmuş. Zahir ve batın ilmi, kemali, vücudu, şahsiyeti
hep Azizan hazretleri gibi olmuş. Ama kırk gün ne yemiş, ne içmiş, ne
konuşmuş. Kırk günden sonra ölmüş.
Demek ki buradan anlayacağız ki her şey tedricen küçükten büyü-
yorsa insan alışıyor. İnsan çok korkulu bir şeyi, çok korkulu azametli
hayvanı gördüğü zaman korkar. Ama onu göre göre, yavaş yavaş ona
alışır, yanına da gider. Ta karşıdan gördüğü zaman korkarsa da, alışa
alışa yanına da gider.
Bir de hiç görmediği bir şeyi, çok güzel bir şeyi gördüğü zaman
onun da sevincinden o da ne yapar? Çok sevindiğinden, heyecandan ne
olur? O da kendisinde bir sarhoşluk mestlik meydana gelir.
Peygamber (A.S) efendimizde de olmuş Cebrail’i ilk gördüğü za-
man bayılmış. İkinci bir gelişinde bayılmamış ama bayılır gibi olmuş.
21 Buhari Rikak 38

