Page 47 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 47
44 Gülden Bülbüllere
Madem ki bizim ruhumuzun halk edilişini Allah biliyor biz bilmi-
yoruz. Nerede kalmış bu ruhlar? Nerelerden geçmiş gelmiş bu ruhlar?
Çok çektim ise iftirâk
Burada çok geçiyorsa. Herkesin bu dünyada belli bir ömrü var, buna
çok denilmez ki. Buna çok denince rakam verilmiyor, rakamı yok. Za-
ten ilmi ezelide Cenabı Hak ruhu halk etmiş, o bilinmiyor.
Çok çektim ise iftirâk
Kalmadı gönlümde merâk
Aşkım bana oldu burâk
Aşkım Burak’ım oldu. Ayrılıktan kurtuldum, meraktan da kurtul-
dum diyor.
Görün beni aşk neyledi
Ahiri derviş eyledi
Yalnız insanlarda zikir, fi kir, ibadet amel olacak. Aşkında bir maka-
mı vardır.
Fakat aşkın makamı neredir?
Aşkın makamı ona nihayet yoktur. Aşk sevgidir.
Sevgi de nereden kopmuş gelmiş?
Allah’tan kopmuş gelmiştir.
Buraya neyle gider insan?
Yine sevgiyle gider.
Tarikatlar nefis yoluyla başlıyor, kalb yoluyla başlıyor. Bir ibadetle
bir de aşk ile terakki ediyor. Nitekim ibadet yolunun ahirinde de aşka
geliyor. Aşka düşen bir tarikat ehli ibadete neden dönmüyor, niye dön-
sün? İbadet işliyor yapıyor da ibadete kıymet vermiyor.
“Sair tarikatların nihayet kârını biz bidayete getirdik” buyruluyor.
Sair tarikatlarda riyazet, uzlet, seyahat bütün bunların amelleri, iba-
detleri, hizmetleri aşka düşmek, aşka duçar olmak içindir. Ama bizim
tarikatımızda aşkı baştan veriyorlar, ulaştırıyorlar.

