Page 45 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 45
42 Gülden Bülbüllere
“Hasenetü’l- ebrar, seyyietül mukarrebîn” buyuruyorlar.
Ebrarların sevap diye işlediklerinden mukarrebînler kaçarlar.
Ebrarlar namaz kıldı, mukarrebînler kılmadı mı? Ebrar oruç tuttu,
ibadet yaptı, hasenat yaptı, mukarrebînler bunları yapmadı mı?
Ebrarlar hasenatı yaptım, kazandım diyor. Mukkarebîn yapamadım
diyor ve kendisinde bir nedamet ve bir ahu enin var.
Allah’ın indinde de bunu ancak aşk yapıyor. Bu insanları amel var-
lığından geçiren, kurtaran aşktır. Aşk olmazsa amel varlığından insan
kendisini kurtaramaz.
İradesi var, bu ameli yapıyor.
Niye yapıyor bu ameli?
Bir maksat bir gaye için yapıyor. Cenabı Hakkın emri, bu haktır.
Fakat mukarrebîn bunu yaptığı halde, hakkiyle yapamadım diyor. Tari-
katın kârı kemali mahviyettir, yokluktur.
Çok çektim ise iftirâk
Kalmadı gönlümde merâk
Biz şimdi zannediyoruz ki bizim ayrılığımız amenna ve sadakna:
Cenabı Hak kitabı Kur’anı Kerimde “Kalü inna lillahi ve inna iley-
hi raciün” buyuruyor. “Allah’tan geldik bu dünyaya, yine Allah’a döne-
ceğiz ”
9
Ama sadece dünyaya gelişimiz mi ayrılığımız?
Hayır bu değil, ancak dünyaya gelişimizle varlığımız meydana çıktı,
bildik. Varlığımız vardı da bilinmiyordu.
Ne zamandan vardı varlığımız? İlmi ezeliden. İlmi ezelide Cenabı
Hakkın ruhları halk etti ve “elestü bi rabbiküm” fermanıyla “ben sizin
10
rabbiniz değil miyim ?” diye bir emri var.
9 Bakara 2:156
10 Araf 7:172

