Page 46 - Dosta Doğru Dergisi 1. Sayı
P. 46

Zİ BABA

   Anadolu’da yetişen büyük velîler-          Terzi Baba ona; “Paltonu bırak, inşâallah    geldi. Zamanla Terzi Baba’ya bağlı tale-
den. İsmi Muhammed Vehbî’dir. Hayyât          yarına hazırlarım.” dedi. Terzi Baba palto-  belerin sayısı günden güne arttı. Bu hâli
Vehbî diye meşhûrdur. 1780 (H.1195)           yu alıp, güzelce yıkadı, kuruttu ve dikti.   çekemeyenler, onun hakkında dediko-
senesinde doğdu. Osmanlı Müellifleri,         Ertesi gün o fakire elbisesini teslim etti.  du etmeye başladılar. “Ümmî bir câhilin
Sefînet-ül-Evliyâ, Esmâ-ül-Müellifîn adlı     Bütün bu yaptıklarının karşılığında ücret    başına bu kadar insan toplanmış.” diyor-
eserlerde Erzurum’da, diğer bâzı eser-        almadı. O fakir zât paltosunu temiz-         lardı. Hattâ ilimden biraz nasîbi olanlar
lerde ise, Erzincan’da doğduğu yazılıdır.     lenmiş, dikilmiş görünce çok memnun          da, bu gibi sözleri söylemeye başla-
1847 (H.1264) senesinde Erzincan’da           oldu. Terzi Baba’ya nazar edip, Allahü       mıştı.Bunun üzerine beldenin müftîsi,
vefât etti. Dergâhının olduğu yere def-       teâlânın sevdiklerinin sohbetine kavuş-      TerziBaba’yı imtihân için dâvet etti.
nedildi. Bugün burası Terzi Baba Mezâr-       ması için kalben duâ etti. Bu günlerde       Maksadı ise, TerziBaba sorulan suâllere
lığı diye anılmakta, mezârlığın ortasında     Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretleri,          cevap veremeyince, cehâletini anlayıp,
türbesi bulunmaktadır.                        halîfelerinden Abdullah Mekkî Efendiyi       insanları irşâd, yol gösterme dâvâsından
                                              Anadolu’ya göndermişti. Abdullah Mek-        vazgeçmesini temin etmekti. Terzi Baba,
   Terzi Baba temel din bilgilerini tahsîl    kî Efendi, Erzurum’a uğramış, sonra Er-      müftî efendinin dâvetini kabûl edip
ettikten sonra, anne ve babasının isteği      zincan taraflarına yönelmişti. Erzincan’a    gitti. Orada büyük bir ilim meclisinin
üzerine, bir sanat sâhibi olmak için          yaklaşınca, yanındaki arkadaşlarına;         toplandığını gördü. Müftî efendiye ken-
terzilik öğrenmeğe başladı. Terzi Baba        “Hocamızın bize târif eylediği memle-        disini niçin dâvet ettiğini sorduğunda,
diye meşhûr olması buradan gelmekte-          ket, Allah bilir ya burasıdır. Burada bir    müftî efendi ona; “Biz seni imtihan için
dir. Dünyâya hiç rağbeti yoktu. Âhirete       zâtın bizde emâneti vardır.” demişti.        dâvet ettik. Hakkınızda birçok dedikodu
meyli çok fazla idi. Mesleği ile meşgûl       Abdullah Mekkî Efendi, Erzincan’ı şeref-     yapılıyor. Buna son vermek lâzım geldi.
olurken, ibâdeti terketmez, nefsinin          lendirince, insanlar akın akın ziyâretine    Şimdi bâzı suâller soracağız. Siz cevap
arzû ve isteklerini yapmama husûsun-          geldiler. Gelenler arasında Terzi Baba da    vereceksiniz.” dedi. Sonra Sıfat-ı sübû-
da âzamî gayret gösterirdi. Mevlânâ           vardı. Abdullah Mekkî Efendi, ilk defâ       tiyyenin kaç tâne olduğunu ve daha
Hâlid-i Bağdâdî’nin halîfelerinden Şeyh       gördüğü Terzi Baba girince ayağa kalktı.     başka suâlleri sordu.Terzi Baba büyük
Abdullah Mekkî Efendi ile görüştü ve          Dâvet edip yanında yer verdi. Hiç kimse-     bir hakîkati ortaya çıkarmak için; “Allahü
ona talebe oldu. Bundan sonra Terzi Ba-       ye yapmadığı iltifâtı Terzi Baba’ya yaptı.   teâlânın, bu şehirde yaşayanlara göre
ba’nın mânevî mertebesi günden güne           “Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerin-        yedi, diğer beldelere göre sekiz tâne
ilerledi. Nefsle mücâdele ve riyâzette        den bizde bir emânet var. O emânete          sıfat-ı subûtiyyesi vardır. Bu beldeye
çok ileri derecelere ulaştı. Abdullah         seni müstehak gördüm. Bu emânet sana         göre Allahü teâlânın Subûtî sıfatları
Mekkî Efendi, ona icâzet verdi.               çok menfaatler sağlar. Kabûl edersen         şunlardır: İlim, Semi’, Basar, İrâde, Hayât,
                                              sana teslim edeyim.” dedi. Terzi Baba da;    Kelâm ve Tekvîn. Bu şehre göre Allahü
   Abdullah Mekkî Efendi ile tanışmaları      “Siz bilirsiniz efendim, maddî menfaat-      teâlânın Kudret sıfatı yoktur. Çünkü bu
şöyle oldu: Terzi Baba, hem dikiş diker       se; dünyâ için Allah demem.” cevâbını        şehir insanları Allahü teâlânın Kudret sı-
hem de dili ve kalbi ile Allahü teâlâyı       verdi. Abdullah Mekkî Efendi bu cevâbı       fatını inkar etmektedirler. Eğer bu şehrin
anardı. Dükkânında dikiş dikerken, her        alınca; “Oğlum, sen bulacağını buldun.       insanlarıAllahü teâlânın Kudret sıfatı-
iğneyi kumaşa geçirip çıkarışta dili ve       Teslim edeceğim emânet seni dünyâ            na inansalardı, Allahü teâlâ bir ümmî
kalbi ile Allahü teâlânın ism-i şerîfini      sevgisinden kurtarmaktan başka bir           kulunda, insanlara doğru yolu gösterme
söylerdi. Halîm selîm, mütevâzî bir zât       şey değildi.” buyurarak, Terzi Baba’ya       kâbiliyetini yaratmaya kâdirdir, derlerdi.”
idi. Kimsenin hâlini bilmesini istemezdi.     himmetle nazar edip, emâneti tevdî etti.     cevâbını verir vermez, orada bulunanlar,
Fakirleri çok sever ve bu sevgisini açıkça    Şâh-ı Nakşibend Behâeddîn-i Buhârî           Terzi Baba’nın ilm-i ledünnîye sâhip,
belli ederdi.                                 hazretlerinin yolunda terbiye edip,          kâmil bir zât olduğuna kanâat getirip,
                                              kemâle ermesine vesîle oldu. Terzi Ba-       ellerine kapanarak af dilediler. Ona ge-
   Bir gün Erzincan’a seyyah fakirlerden      ba’ya hilâfet verip, Allahü teâlânın kulla-  reken ikrâm ve hürmet gösterdiler.
birisi geldi. Üzerindeki palto çok eski       rına, Allahü teâlânın dînini öğretmek ve
olduğu gibi, ele alınmayacak kadar            mârifetullaha kavuşturmak vazifelerini          Terzi Baba’nın yetiştirdiği talebeler
kirli idi. Bu zât paltosunu diktirmek için    verdi. Bunun üzerine, Terzi Baba’nın hâli    arasında en meşhûrları; Hâfız Rüşdü
şehirdeki terzileri tek tek gezdi. Fakat      derhal değişti. Mânevî feyzler deryâsına     Efendi, Hacı Mustafa Fehmi, Leblebici
mürâcaat ettiği bütün terziler onun           daldı.                                       Baba’dır. Terzi Baba, ilâhî aşk ile dolu
elbisesini dikmek değil, el sürmekten                                                      âdetâ ikinci bir Yûnus Emre’dir. Tasavvu-
bile çekindiler. Terziler o fakir zâta alay      Bu hâdiselerden sonra, Terzi Baba’nın     fun hakîkatlerine dâir, Miftâh-ul-Kenz
yollu; “Şurada Terzi Baba var. Ona götür,     yüksek derecesi halk arasında duyulup,       isminde manzum eseri çok meşhûrdur.
o diker.” dediler. Zavallı fakir zât, Terzi   yayıldı. Herkes istifâde etmek için ona
Baba’yı buldu. İstediğini anlattı. Terzi Ba-                                                                                    Mayıs 2013
ba’dan, red yerine hüsn-i kabûl gördü.
44 | Dosta Doğru
   41   42   43   44   45   46   47   48   49   50   51