Page 207 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 207
204 Gülden Bülbüllere
İşte Âsaf bin Belkiye (Berahyâ), Belkıs’ın köşkünü çok uzak yerden
bir göz çırpmada getirdi. Belki yürümeyle, adam gücüyle gelse o köşk
üç ayda mı gelecekti? Altı ayda mı gelecekti?
Ahhh. Mevlâyî, mevlâyî, meylâyî Allaha şükür, Allah bizi Müslü-
man halk etmiş. Hiç nimet olur mu bundan ziyade.
Cenabı Hak fırsat vere, gayret vere, azim vere de inancımızı yaşaya-
bilsek. İnanan insanlar, inancını yaşayan insanlar ne mutlu insanlar, ne
bahtiyar insanlar.
Ya bizi dalalette bıraksaydı, ehli küfür, inanmayanlardan halk et-
seydi. Onlarda onun kulu, onları da halk etti. Onları da dört madde-
den halk etmiş bizi de dört maddeden halk etmiş. Onları da bir Hz.
Adem’den halk etmiş, bizi de bir Hz. Adem’den halk etmiş.
Burada ne var ama?
Burada Cenabı Hakk’ın bir esrarı var ki bizim kalbimizde bir inanç halk
etmiş. Bizim farkımız budur. Ama ne kadar farklıyız biz, çok farklıyız.
Onlar da belki hayvanlardan aşağı olur. Sa’yımızı yani gayretimizi
ve irademizi doğru kullanırsak, Rabbimizi bilirsek eğer, Rabbimize ita-
atimizi yaparsak, Rabbimizin ihsanıyla biz meleklerden üstün olacağız
inşallah.
Rabbimizin birinci ihsanı bizi Müslüman halk etmiş.
Müslüman olmamızla inancımızı yaşarsak, muhakkak ikinci ihsanı
da vardır. İkinci ihsanı ne?
Ruyetullah’a mazhar olmak. İnsanlar Ruyetullah’a mazhar olunca
meleklerden o zaman üstün oluyor.
Şimdi Melekler sıfat nuruyla halk edilmiş ama sıfat nurunun dışına
çıkamıyorlar. Ama insanlar bak esma nurundan geçip, sıfat nurundan
geçip, Allah’ın zat nuruna ulaşıyorlar. Onun için insanlar meleklerden
üstün oluyor.

