Page 202 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 202

Tasavvuf Sohbetleri 4                                   199

            Bunlarda noksanlık olmaz, sûdur olmaz. Görünse bile onun mu-
          hakkak bir hikmeti vardır. Ya gizlenmeleri içindir veyahut da o görünen
          noksanlıkla o müridine bir manevi hizmet görmüştür. Mürit için meşa-
          yihinin her şeyini bir hikmet karşısında görecek.
            Yani demek ki bir insan nefsinden tam mutmain kalesine dâhil ol-
          madıktan sonra diğer bütün levvamede. Zaten bir mürit dersi olduktan
          sonra, namazını kıldıktan sonra, yani rabıtası olduktan sonra, tarikata
          girdikten sonra o asla ve asla nefsi emmare sıfatında olmazmış. Ama
          levvame sıfatında olunca noksanlıkları daha çok oluyormuş.
            Ama noksanlıkları olmuyormuş ama bir de orada da noksanlığın-
          dan emin olmuyor. Bir insana bir noksanlık yapar ama o noksanlığı
          yaptığından dolayı çok fazla nedamet duymaz, korkmaz, emin olmak
          budur.
            Bir de var noksanlığı duyar, ben bu noksanlığı yaptım, ben ne yap-
          tım? diye o noksanlığından dolayı çok bir ahu enini olur. Bu sefer onun
          noksanlığı noksanlık değil, demek iradesiyle olmuyor.
            Yani emmarede, levvamede, mülhimede yine müritte noksanlık
          olur. Fakat bu noksanlıklarından dolayı icabında büyük, küçük neyse
          noksanlıkları olur.

            •   Yani demek ki mürit meşayihinin hoşuna gidecek ne kadar bir
               ameli olursa olsun ona itibar etmeyecek.
            •   Ne kadar da noksanlığı olursa olsun yani meşayihinin gazabını
               meydana getirecek bir eksikliği olursa olsun ondan da kaçma-
               yacak.

            Affedersiniz şey gibi sığışacak, yine o kapıya gelecek. Dövülse, vu-
          rulsa, çalınsa neyse kovulsa yine o kapıya gelecek, kaçmayacak.
               Eğer beni Cercis gibi yetmiş kez öldürseler

            Cercis aleyhisselam varmış. O küffarlara karşı daima hiç sözünden
          dönmezmiş. Onların putlarını inkâr edermiş.
            - Gelin Allah’a tapın, Allah var. Sizin putlarınız yalancıdır, dermiş.
   197   198   199   200   201   202   203   204   205   206   207