Page 200 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 200
Tasavvuf Sohbetleri 4 197
karşısında, tehlike karşısında, bir maddi zarar karşısında o doğruluktan
sapmak, ayrılmak olmaz. Bundan Allah’a sığınırım, bunlar olmayacak.
Ama icabında mesela senin hâlin var, muhabbetin var efendim cez-
ben var neyse. Bunları gösteremezsin, bu zamana göre bunları göstere-
mezsin; bunları gizlemek lazım.
(Soru: Efendim adamın biri demiş ki nefsimi itten aşağı görüyorum
ama hele kuyruğuma bas, bak seni nasıl tırmalıyorum. Bu durumda ne
olacak?)
Bu nefsini bilmeyen için çetindir. Nefsini bilen için kolaydır.
Nefsini bilene mesela ne deseler köpek de deseler, it de deseler o hiç
asla ve asla onun hiç ağırına gitmez.
Ama nefsini bilmeyen için tabii çetindir. Nefsini bilemeyen zaten
hiçbir şeyi bilemez, hiçbir şeyi anlamış olamaz. Tarikatı da anlamış ola-
maz. Tarikatı da anlayamadığı gibi onun bunun sözü, söylenen sözler
onu sağa sola çeker.
Vallahi ne bileyim işte mesela müride lazım olan sa’yında doğan
gibi, sebatında kelp gibi olacak.
Müritlik buymuş.
Ne mesela?
Sa’yında doğan gibi;
Hizmetlerini azimli yapmak, istekli, gayretli süratli yapmak, hizme-
ti neyse. Ama ondan bir karşılık beklememek lazım.
Sebatında kelp gibi olmak da;
Yani kelp de bir hassa var ki, herhangi bir kapının bir köpeği aç da
kalsa o kapıyı bırakıp gitmezmiş, tok da kalsa orayı beklermiş. Karnını
doyursalar da kapıda beklermiş, doyurmasalar da.
Bizim tarikatımızda müritlik buymuş.
Mürit olmak isteyenin de mürşidi olacak.
Sonra bir de şu vardır, olur. Zamana göre insandır, beşerdir. Ancak
yanılmayan, şaşmayan kimdir?

