Page 195 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 195

192                                          Gülden Bülbüllere

            Bu oluyor ama herkes için değil. Pek az, nadir olur. Bazen melâmet
          sahrasına atarlar. Fakat yine onun da zahiri şimdi yoktur. Onu da yine
          gönül, ruhu maneviyatındadır. Kendisinde olan bir huzursuzluk. Şöyle
          buyuruyor ki kelamı kibarda;
               Ne bir zevk ü halâvet var ne bir zikr ü ibâdet var
               Ne bir an istirâhat var bu esrârı nemî-dânem
            Yani o melâmet sahrasına atılırsa, zahirde onun herhangi bir işareti
          görünmez, olmaz.
            Ama evvelden nasılmış?
            O atıldığında iyice insanların gözünden düşürmek için, aff edersiniz
          pejmürde, kirli, bitli olurmuş efendim; sözüyle, elbisesiyle, yaşantısıyla
          böyle kendisini salmış, koymuş olurmuş.
            Ona da şimdi rıza göstermiyorlar. O da yok şimdi.
            Ama icap eder ki mesela yediğinden tat almaz, içtiğinden tat almaz,
          gezdiğinden, işinden, konuştuğundan tat almaz. İbadetinde de çekmiş
          olduğu o dersinden de tat, lezzet almaz.
            Ama emir diye onu yapacak. Aslında emirdir, emrin tutulması la-
          zım. Mesela bir insan her neyi arzusuyla yapsa kolay gelir ona değil mi?
          Arzusuz neyi yapsa çetin gelir. Zaten o arzusuyla yapılması kolay ol-
          duğu için; arzusuz yapılması da çetin olduğu için bu (arzusuz yapılan)
          ondan da makbul olur.
            Sahra-i melâmet budur. Sahra-i melâmette onu terakki ettiriyorlar,
          yetiştiriyorlar. Yani namazında, tespihinde hiçbir şeyinde bir huzur bu-
          lamıyor, yine bırakmıyor. O halinde onu terakki ettiriyorlar.
            Hâlbuki zahirde namaz şugullu kılınmaz. Şugullu namazdan hiçbir
          şey olmaz, derler. Hâlbuki şugulla kılınan namaz onu terakki ettiriyor.
          Orada bir terakkisi var. Çünkü onun elinde değil ki.

            İşte onun için buyrulmuş ki bizim tarikatımızda Şugulu Batın var-
          dır. Şugulu batınla da müridi yola götürürler.
            İşte ona bir şugul (meşguliyet) verirler, o şuguldan mütevellit bıra-
          kamaz, fakat ondan da bir tat alamaz. Yani her şeyinden bir huzur bula-
   190   191   192   193   194   195   196   197   198   199   200