Page 194 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 194
Tasavvuf Sohbetleri 4 191
da çok müteessir oluyorum. Niye acaba böyle kıbleye ters taraf oluyor.
Kıble bu tarafta, Bayburt bu tarafta. Sonradan sohbetten anladık ki
demek ki bu ruh âlemi için öyle.
Muhakkak bir müridin iki kıblesi vardır. Müridin ama, şimdi zahire
söylesen olmaz.
Bir müridin iki kıblesi olur mu?
Cesedinin kıblesi Kâbe’dir, ruhunun kıblesi mürşididir.
Ne bileyim anlaması da güç, anlatması da güç. Yalnız şimdi zamanı-
mıza göre mübarek Salih Baba buyurmuş.
Ehl-i aşkın sözlerin alıp satan âşık mıdır
İçini görmez sarâyın vasf eder dîvârını
Sözünü söyler özünden haberi yok, özlerinden haberi yok. Fakat
hâlbuki sözünü de söyleyen özünden haberi olarak söylerse onun sözü
zülfüyâra dokunmaz. İnsanı, müridi ihtilafa kaptırmaz, zihnini büyüt-
mez veyahut da sağa sola kaydırmaz, saptırmaz.
Sonra şöyle bir misal var affedersiniz kaba misal: Çöplük başında
yatar, padişahı rüyasında görür.
Acziyetimizi bilirsek bize yeter.
Hizmetimizi görürsek bize yeter.
Falan şöyle yapmış, falan böyle gitmiş, böyle almış, böyle satmışlar
böyle vermişler, böyle kâr kazanç yapmış, onlar bize gerekmez.
Sonra eğer bizim ruhumuz velayete alınmışsa boşuna kendimizi
oyalamayalım. Zaten bir tarafa da gidemeyiz, mümkün değil bir tarafa
da gidemeyiz.
Yani görsek ki mesela Hazreti İsa inmiş, böyle gün gibi her şeyi
aşikâr Mehdi gelmiş anlaşıldı mı, biz yine gidemeyiz. Bizi vermezler.
Öyleyse nimetimizin kapısına sımsıkı sarılıp bekleyelim.
(Soru: Efendim müridi ah u enine düşürmek için illa bir terbiye ile
mi oluyor?)

