Page 189 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 189
186 Gülden Bülbüllere
Çünkü cesedin şeriatı tamam olacaktır. Cesedin nesafeti, nezafeti
tamam olacak. Olduğunda buna manevi nikâh deniliyor. Yani manevi
nikâh ne oluyor?
Cesetle ruhun ünsiyet etmesidir.
Şimdi edemiyor. Edemediği gibi cesedini haberdar etmiyorlar.
Nasıl mesela diyelim ki şimdi şu lamba kaç mumluk?
(Her şey misalle anlaşılır. Misal vermeye de gücümüz yoktur da)
Yüz mumluk.
Buna şimdi yüz elli mumluk karşılığı cereyan versek, patlar, dağıtır.
Ama yüz elli mumluk lamba da vardır. Ama bu yüz mumluk lamba bu
cereyanı taşıyamıyor.
Mesela şimdi günümüzde eğitimde eksiklik var. Zahirde zahir şeriat
var, insan cismiyle şeriatta olacak. Ama şeriat şimdi tekemmül ettire-
miyor, tekemmül yok. Bugün bir insanda, şimdi hiç kimsede Şeriat
tekemmül edemiyor. Yani ruhu taşıyacak bir kalıp değil.
Hâlbuki Evliyaullah velayetine o ruhu almıştır, artık ona muamele-
sini yaptırıyor, eğitimini yaptırıyor.
Mesela bir mürit hâl tecellisinden, hâlinden haberdar olmasa, te-
celli suri, tecelli manevi, tecelli zat bunları hiç bilmese de ruhu bunları
görür, yaşar, fakat cesedinin bundan haberi olmaz. Ne zaman ki ölüm
anında, o öleceği haleti nezi’de o zaman nimeti ona gösterilir. Ölüm
anında hâlinden haberdar ederler.
Şimdi öyle, her şey zamana göredir. Bu zamanımızda bir defa zahir
adap kalkmış. Hâlbuki zahir adap, tarikatta zahir adap, çile varmış. Bak
niye? Salih Baba’nın fermanında ne buyuruyor?
Kakıyıp döğerse artır hubbunu
Sevdiği deriyi çok çiğner debbâğ
Türlü türlü renklere boyar anı
Taşlara çalar ta olunca dibâğ
Bu zamanımızda zahir adap kalktığı gibi zahir çile de kalkmış.

