Page 192 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 192
Tasavvuf Sohbetleri 4 189
Ama icabında bunu sen yapabilir misin? Çarşıda çıktığın zaman
görmüş olduğun hep insanların ayağının altına yüzünü koyabiliyor
musun? Bunların hepsi benden iyi, buraya yatayım da yüzümü çiğne-
sinler diyebiliyor musun?
Bunu gönülden yapabilmek zaten yetmiş beş bin evrat çekmekten
daha fazla seni terakki ettiriyor. Ama bu zahirde bilinmiyor, görünmü-
yor. Tatbikatı yok çünkü sen de bilmiyorsun.
Mesela bir insan sülûka koyulsun bunun çeşitli çeşitli zahirde ibade-
ti ameli olsun, ne kadar olursa olsun bunların hepsinin sonu nedir?
Hepsinin sonu mahviyettir. Mahviyete düşmedikten sonra onlar hiç
hava olur.
Allah’a şükür seni bir mahviyete düşürmüşler sen daha ne istiyorsun
yahu?
Hatta buyurmuştur aşkın bile nihayeti mahviyettir.
Aşk da bir varlıkmış, ondan da geçecekmiş insan. Hâlbuki Salih
Baba “Aşkım bana oldu Burak” buyurduğu halde; ondan da geçile-
cekmiş.
Hatta nitekim de oluyor mesela bazen o aşkı zamanında insan dai-
ma söyler, ağlar. Bir de bakarsın ki artık sükûta varmış. Daha ne ağla-
ması var, ne söylemesi var.
Gülün görmüş lâl eylemiş
Şîrîn dilini dilini
İnsana demek ki bu yolda aşktan kıymetli bir sermaye yoktur, bir
nimet yoktur, ondan da geçilecekmiş. Yani aşk da insanı neticede yakıp
bitiriyor, her şeyini mahviyete düşürüyor. Aşkın nihayeti mahviyet, bu
yolun sonu mahviyet.
Bunun için işte nasıl ki Nakşibendî Efendimiz;
- Evveli amentübillah, sonu-nihayeti de amentübillah.
Yani nihayetinde amentünün şartlarını, imanı tasdik etmektir. Ama
ne var?

