Page 193 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 193

190                                          Gülden Bülbüllere

            Evvelinde irade sahibi insanlar için bu mecazdır. İrade ile yapılan
          her şey mecaz. İradesinden kurtulduktan sonra her şey hakikat oluyor.
            Bu aşkın da bidayeti mecaz, nihayeti hakikattir.

            Her şey ona göre rabıta da böyledir. Rabıta da bir müridin müptedi
          zamanında mecazdır.
            Ama fenafişşeyh olduktan sonra, müntehi âlemine geçtikten sonra


          fenafirresul olduktan sonra ne oluyor?
            Bir hakikat oluyor.
            Yani bu nedir? Bir insan daima destur demekle mütemadiyen ra-
          bıtasıyla beraberdir. Bir de oluyor ki rabıtası kendisi oluyor, kendisi
          rabıtası oluyor; Fenafi şşeyh.
            Tabii oradan da, ondan da geçiliyor. O tarikatın daha birinci basa-
          mağıdır.
            Ama oradan geçmekle rabıtasını bırakmış mı oluyor?
            Yok, rabıtasını bırakmıyor.
            Yine rabıtası onun vasıtasıdır.
            Nimetinin sonuna kadar gitse yine rabıtasıyla beraber, onu bıra-
          kamaz.

            (Soru: Şimdi fenafillâh olunca Allah başka bir şeyden görünecek
          değil. Her şey o tecelliden, o yüzden mi görünüyor?)
            Tabii, tabii.

            Şimdi bir mürit Evliyaullah’ın maneviyatını, kemal sıfatlarını göre-
          mese de mesul değil. Onu görmeden Evliyaullah’a secde etmek küfür-
          dür. Anlaşıldı mı efendim?
            Ama bu böyle olduğu halde yine de onu zahirde görse de ona secde
          etse, tapsa, zahire küfürdür. Zahire küfür, anlayışa ters düşer. Salih baba
          ne buyuruyor?
               Cemâlin kıblegâhımdır nazargâh-ı ilâhımdır
            Bu bizim başımızdan geçti. Böyle rüya da değil yani uyur uyanıklık
          arasında namaz kıldığım zaman Bayburt’a doğru kılıyordum. Bundan
   188   189   190   191   192   193   194   195   196   197   198