Page 186 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 186
Tasavvuf Sohbetleri 4 183
Kendini kendi göre kendi bile
Bakısın eydemezem gelmez dile
Şimdi bu hususta bir şey vardır.
Hace-i Ahrar Hazretleri çok meşayihler gezmiş. O hangi meşayihin
sohbetinde bulunsa, sohbetleri çok derinden, fuyuzattan olurmuş. O
cemiyettekiler, şeyh efendiye derlermiş ki;
- Efendim siz bu sohbeti hiç yapmazdınız. Bu sohbet nereden zuhur
etti? Dermiş ki;
- Şu Türk genci çekiyor, gayr-i ihtiyari beni konuşturuyor, buyu-
rurmuş.
Böyle olduğu halde mübarek bir gün Ömer Dağıstanî isminde bi-
risine çok gidermiş. O şehirden dışarıda, evinin haricinde bir yerde,
oraya gitmiş. Hace-i Ahrar’a.
- Şehirden mi geliyorsun? diye sormuş şeyh hazretleri.
- Evet efendim, demiş.
- Şehirde ne var? demiş.
- Efendim güzellik, demiş. Şeyh efendi de;
- Havafiler ile Tirmizileri nasıl biliyorsun, nasıl görüyorsun? demiş.
Orada bir yerde Nurettini Havafi hazretleri varmış. Onun çok kala-
balık müritleri varmış. Bir de seyitlerden Seyit Kazım Tirmizi hazretleri
varmış. Fakat bir de buyuruyor ki;
- Ben çok meşayihlerin sohbetini dinledim, gezdim fakat Seyit Ka-
sım Tirmizi kadar marifetten söz söyleyeni göremedim.
İşte Havafi ler ile Tirmizileri nasıl görüyorsun, sorusuna Hace-i Ah-
rar Hazretleri demiş;
- Efendim Havafiler diyor ki; Hep Ondan.
Tirmiziler diyor ki; Hep O.
Şeyh Hazretleri demiş ki;
- Havafilerin ki doğru, onların ki doğru.

