Page 238 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 238

Tasavvuf Sohbetleri 4                                   235

          son Lafza-i Celal’in nuruna geliyor. Orada sondur. Çünkü bu bin isim
          Allah’ın sıfatlarının isimleridir, sade Allah’ın zatına mahsus olan Lafza-i
          Celal’dir. Orada sona eriyor.
            İşte Nakşibendî Efendimizin emri de budur:
            - Sair tarikatların nihayetteki kârlarını biz bidayete getirdik. Sair
          tarikatların nihayette ulaşacağı, elde edeceği bir kârı biz bidayette ve-
          riyoruz.
            Burada işte insanlar bütün esma nurundan geçer. Hangi esmayı
          zikretmişse onun nuru tecelli eder, geçer ama en son Lafza-i Celal’de
          nihayet bulur.
            Burada çünkü;

            Tecelli sûri var,
            Tecelli manevi var,
            Tecelli zat var.
            Bir de;
            Esma nuru var,
            Sıfat nuru var,
            Zat nuru var.
            Evet, onun için Lafza-i Celal’de sona erer.
            Bir insanda, bir müritte Lafza-i Celal nuru tecelli ederse; bütün
          bu halı nasıl yere döşenmişse bütün bu eşya hepsi Allah, Lafza-i Celal
          Allah, böyle bir nur halinde, Allah ismiyle döşenmiş olur. Bu tecelli
          manevidir.
            Bundan da mürit geçiyor. Allah’ın tecelli manevisinden, yani ismi,
          ondan da geçiyor. Bundan da geçip zat nuruna ulaşınca o da yok
          oluyor.
            O zaman ne oluyor?
            Bir derya, bir okyanus. Daha bir şey yok, kimse yok, kendisi yok,
          eşya yok.
   233   234   235   236   237   238   239   240   241   242   243