Page 266 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 266

Tasavvuf Sohbetleri 4                                   263

            Cenabı Hak emrediyor; “dört tane büyük kuşun başını kes ya İbra-
          him”. Kesiyor.
            “Bunların başlarının hepsini bir tepenin, dağın başına götür koy”.
          Koyuyor, her bir kuşun başı her bir dağın başında; bir dağın başında
          değil. Dört dağın başında dört tane kuşun başı var.
            “Gövdelerini dibekte tüyünü yolmadan, etini kemiğini ayırmadan
          tüyüyle etiyle kemiğiyle döv”. Dövüyor, dört kuşun etini macun olu-
          yor. Başlar dağların başında, o dört kuşun eti gövdesi de macun olmuş
          önünde.
                                             2
            “Ya İbrahim o kuşlara isimleriyle seslen ”. İsimleriyle sesleniyor; işte
          horoz, kaz, hindi, tavuk böyle seslendiği zaman bakmış ki o etler birbi-
          rinden ayrılıyor. Hep macun olmuş etler birbirinden ayrıldılar; vücut
          bütünleşti, kemikleri, etleri, tüyleri takıldı, başlar dağlardan geldi takıl-
          dı ve kuşlar uçtu gittiler.
            Bir bunu aşikar olarak istemiş ve Cenabı Hak da göstermiş. Allah’tan
          ikinci bir isteği de olmuş.
            - Ya Rabbi, sen yemekten içmekten, gitmekten gelmekten münez-
          zehsin, inanıyorum ama dünya haneme bir teşrif etsen de seni orada
          görmek istiyorum, demiş.

            Cenabı Allah buna “geleceğim o gün” diye gün ve saat tayin ediyor.
          O güne ve o saate İbrahim aleyhisselam çok hazırlıklar yapıyor. Böyle
          çok mıntıka temizliği yapılıyor, çok güzel yemekler hazırlanıyor, çok
          temiz elbiseler giyiyor, hazırlanıyorlar. Günü, saati tamam oluyor.
            O beklenirken bakıyor ki çok ihtiyar biri geliyor. Böyle gözleri ça-
          pak bürümüş, ağzından salyalar akmış, başı berbat, üstü pis iğrenç bir
          vaziyette, beli bükülmüş elinde bir asa böyle dayana dayana inleye inle-
          ye geliyor. Yani hiç yüzüne bakılacak bir şeyi yok. O diyor ki;

            “Ya İbrahim ben acım, benim karnımı doyur”. O da diyor ki;

          2  Bakara 2:260
   261   262   263   264   265   266   267   268   269   270   271