Page 269 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 269
266 Gülden Bülbüllere
Âteş-i aşkınla yandır Sâlih’i
Şarâb-ı lebinle kandır Sâlih’i
Taklîd’den tahkîke döndür Sâlih’i
Afv eyle hizmette noksânımız var
Bu taklitten tahkike dönmek var ama burada taklit ikidir. Bir taklit
var ki hicvedenler alay edenler. Onlar şunlardır;
Ârifi n Hak iledir Hak’tır özü
Anların kıblesidir şeyhin yüzü
Kavm-i Nemrûdîler istemez bizi
Bakın dikkat edin Kavm-i Nemrudiler, diyor.
Anların kıblesidir şeyhin yüzü
Burada yanlış anlaşılmasın, talibin, müridin iki kıblesi vardır. Bir
cisminin cesedinin kıblesi, bir de ruhunun kıblesi var.
Tarikata girmeyenler bu ruhun kıblesini bilemiyorlar, ruhun kıble-
sini bulamıyorlar. Bu ayetle sabit, bir insan zahirde Mutesimbihablil-
lah, batında Bihablillah olacak. Ayet bunlar.
Mutesimbihablillah; zahir emirleri harfiyen yerine getirecek, zahir-
de bir eksikliği olmayacak. Yani bütün zahirdeki emirler, ameller kıb-
leye yönelmektir. Kıbleye yönelmeden bir amel makbul oluyor mu?
Olmaz.
Ama batında Bihablillah; müridin sadece hedefi Allah’ın zat-ı
bahti’dir. Allah’ın zatından başka bir arzusu, isteği olmayacak. Allah’ın
zatı varsa, sıfatı varsa; sıfat-ı subutiyesi varsa, sıfat-ı zâtıyesi varsa, başka
isteği olmayacak.
Sıfat-ı subutiyesi sekiz, bu sıfatları insanlara da vermiş.
İnsanların da bir görmesi var, işitmesi var, iradesi var değil mi? İlmi
var, bunlar var. Allahın sıfatları insanlara da vermiş ama Allah’ın sıfatı-
na karşı insanlardaki sıfat okyanusa karşı bir damladır. Katre, yağmur
katresi ile bir derya okyanus bir olabilir mi? Onun için bak;

