Page 289 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 289
286 Gülden Bülbüllere
Bir de Evliyaullah’ın gönlüdür.
Onun gönlü bütün ne yapmış? Allah’ın sevgisini cezp etmiş. Bu
sefer de kabiliyetine göre, istidadına göre, anlayışına göre, isteğine göre
bu nimeti Allah’ı sevenlere dağıtıyor. Yoksa bu feyiz, muhabbet herkes-
te müsavi değil, bir değil. Bak buyuruyorlar ki;
- Bir müridin kalbine en az bir parmağım kalınlığında feyiz geliyor-
dur. Gelmese mürit olmaz, sevmez, sevemez, diyorlar.
Zaten rabıtanın tarifinde: Başparmağım kalınlığında feyzi İlahi me-
şayihin, şeyh efendimin iki kaşının arasından kalbime akıyor.
Ne bu? Allah’ın nuru, Allah sevgisi.
Nur olarak da görünür. Yalnız nur olarak görünmez de sevgi olarak
bilinir. Ama bak başparmağım kalınlığında sevgiyle sanki bir nehir gibi,
Nil, Fırat nehirleri gibi oluyor. Ne kadar büyük nehirler Nil, Şat, Fırat.
Ne demiş Celalî Baba Hazretleri?
Seherlerde esen yelden
Zebansız söyleyen dilden
Zebansız konuşan, ağızsız konuşan dil.
Ağızsız konuşur mu?
Konuşur kardeşim, bak bu da konuşur, aha şu da konuşur…
Seherlerde esen yelden
Zebansız söyleyen dilden
Şat Fırat ü nehr-i Nil’den
Gelen dalgadan almışam
Ne diyor?
Benim ilmim büyük nehirler gibi, Fırat gibi, Şat (büyük gemilerle
geçilen Şattü’-l Arap var, Basra körfezine dökülüyor) gibi nehirler be-
nim üzerime gelir, onlardan kaynaklanıyor, onlardan alıyorum, diyor.
Her eşya Allah’ı zikreder.
Onun için kelamı kibarda ne buyruluyor?

