Page 290 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 290

Tasavvuf Sohbetleri 4                                   287

               Kâmile her eşyâ olmuş bir evrâd
               ...
               Bilinmez âlemin sırrı nihândır
            Tabii bu âlem deyince âlem sade gördüklerimiz midir?

            Sırda görünmeyenler var, bilinmeyenler var. Öyle inanacağız ki gör-
          düklerimizden çok görünmeyenler var, bildiklerimizden çok bilinme-
          yenler var.
               Bilinmez âlemin sırrı nihândır
            Hâlbuki en büyük sır, en büyük bilinmeyen noktalar, en büyük
          noksanlık sende, insanda.
            Çünkü insan da bir âlemdir. İnsan küçük bir âlem ama hem de bü-
          yük bir âlem. Âlem denilince bu dünyaya bir âlem denilmiş. Ama insan
          bu dünyadan da büyük. Fakat küçük de bir cisim sayılıyor.

            Onun için Evliyaullah’ın bir tanesi ne diyor?
            Onların kelamları anlaşılmaz, anlayanlara haktır, anlamayanlara da
          galat geliyor, yalan geliyor veyahut da hâşâ estağfurullah hata kusur
          görürler. Ama bak ne diyor?
            - Zahirde dünya harmanında ben bir taneyim.
            Zahir ne? Görünen. Bizim de zahirimiz var, batınımız var, canım
          yok mu? Ama biz batını elde edemediğimiz müddetçe zahirimizde çok
          güçsüz zayıf küçük bir cisimiz.
            - Zahirde dünya harmanında ben bir taneyim.
            Harman ne, tane ne? Tabii köylüler, rençperler bilirler; çiftçiler bi-
          lirler. Eğer anızdan adam açar on teneke buğdayı toprağa serper. Zama-
          nı gelince yüz teneke biçer, yüz teneke buğday çıkarır. O yüz tenekede
          milyarlarca buğday tanesi var. Değil mi? Dünya harmanında, dünyayı
          harmana benzetiyor, bütün insanları buğday taneleri yapıyor.
            - Zahirde dünya harmanında ben bir taneyim (cismiyle beraber).
          Ama manada bu dünya benim harmanımda bir tane.
   285   286   287   288   289   290   291   292   293   294   295