Page 295 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 295
292 Gülden Bülbüllere
Ârif olanlara özge seyrândır
Kâmile her eşyâ olmuş bir evrâd
Evet, bu âlemlerin sırrı bilinmez. Âlemde de dünyada da görünenler
var görünmeyenler var; bilinenler var bilinmeyenler var. Bilinenlerde de
sır var görünenlerde de. Bak bir kelamı kibar var.
Zerre kadar aklı olan arıdan hisse kapar
Yok olunca yüksek bir macun yapar
Bizim zerre kadar da aklımız yoktur, arı gibi koku alamıyoruz. Niye?
Bu kadar sen; arı bu mayayı nasıl yapıyor, getirmiş olduğu çiçekleri
nasıl bala çeviriyor, bak bulamıyoruz, tespit edemiyoruz.
Neyse bu dört şahtan murat nedir?
Bilinmez âlemin sırrı nihansa, dört şahın hükmüyle dönen cihansa,
sen de cihansın. Ama büyük cihansın, ama küçük cihansın. Bu dört
şahla senin küçük cihanlığın büyük cihana dönecek. Bu da nedir?
Kitap sünnet, icma, kıyas.
Farz, vacip, sünnet, müstehap.
Şeriat, tarikat, hakikat, marifet.
Bu dört şah; herkesin bileceği anlayacağı ve buna ulaşacağı zahirdeki
anlamı.
Ama bunun anlamı tarikattaki bu değildir. Tarikattaki anlamı dört
şahtan murat sen de bir âlemsin, sende de bu sırlar var. Bu sırları neyle
açılacak, neyle elde edilecek? Dört şahın hükmüyle;
Muhabbet, ihlâs, adap, teslim.
Şimdi zahirde farz, vacip, sünnet, müstehap veya kitap, sünnet,
icma, kıyas ne yapıyor?
İnsanı hayvan sıfattan beşerî sıfata geçiriyor. Eğer bir insan edille-i
şeriyyeyi yaşamazsa farzı, vacibi, sünneti, müstehabı veyahut da işte
kitap, sünnet, icma, kıyası bunları yaşamazsa insan, insan sayılmıyor.
İnsan değildir o. İnsan olmak için bunları yaşayacak. Bunları yaşamazsa
insan değil, çünkü farz Allah’ın emridir. Allah’ın emri ise inananlaradır.

