Page 297 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 297
294 Gülden Bülbüllere
Onun için veliler zamandan, mekândan kurtulmuşlar. Onlar için
zaman mekân olmaz. Zaman, mekân bizlerde. Onun için onlarda işlem
de olmaz. Onlarda emirdir; kün, kün emri onlarda. Kün emrine karşı
dağlar yerinden oynar gider. Niçin Mevlana Hazretleri buyurmuş ki;
“Himmetü’r-rical tahlatü’l-cibal”
Ne buyuruyor? Erlerin..
Er ne?
Er ki nefsini yenen, güçlü olan.
Erlerin himmeti dağları pamuk gibi yerinden kaldırır, savurur. Bir
de ne buyrulmuş;
Yek nazar eylese arifi billah
Asl-ı kemhareyi mücevher eyler
Asl-ı kemhare ne?
Kara taş. Kara taşı mücevher altın yapar.
Kim?
Arifibillah, Allah’tan ayık olanlar; yek nazar; bir bakışta kara taşı
mücevher, altın yapar.
İşte dört şahtan murat; zahirde edille-i şeriyeye tâbi olunacak ki
hayvani sıfattan kurtulabilelim. Tarikatta bu dört şahtan murat; mu-
habbet, ihlâs, adap, teslim. Bunlar olacak ki beşeri sıfattan melekî sıfata
geçebilelim. Ne oluyor o zaman?
Dört şâhın hükmüyle döner cihândır
O zaman arif oluyor.
Ârif olanlara özge seyrândır
O arifl erin ayrı bir seyri var. O eşyada isim olarak, cisim olarak on-
ların ayrı bir seyri var.
Nedir onlardaki seyir?
Onlardaki seyri söylemeyle biz ifade edemeyiz ama;
Kâmile her eşyâ olmuş bir evrâd

