Page 294 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 294

Tasavvuf Sohbetleri 4                                   291

            Ne bunlardaki havf, bunlardaki havf ne içinmiş?
            Bunlardaki havf için hadis-i şerifte de buyuruyor ki “in muhtisina ala
          hataran azim”. Çünkü rumuzlu ayetleri hadisler çeviriyor. Bu hadislerin
          rumuzlarını kelamı kibarlar çeviriyor. Onun için muhakkak her ayetin
          karşısında hadis vardır, bir, iki, üç, beş, daha da çok. Ama her hadisin
          karşısında kelamı kibar var. Kelamı kibar da senin benim anlayacağım
          değil ki. Kelamı kibardaki anlamı ancak külli iradeye geçenler anlar.
          Cüzi iradede olan kelamı kibarı anlamaz, anlayamaz. Çünkü kelamı
          kibar akılla değil, bilgi ile değil, satırda değil. Allah’tan senin gönlüne
          doğuyor, doğduruyor, gayr-i ihtiyari geliyor. Kelamı kibar bunlar.
            Onun için onlardaki havf neyin havfi ?
            Üzerlerine verilen, tevdi edilen vazifenin görevin havfi .
            Ulaşmış oldukları bir makamın havfi .
            Biz sade kendimizden korkarız ama evliyaullah kendisi için değildir

          o havfi. Onun havfi; varsa yüz bin müridi, o yüz bin müridinin havfi ni

          çeker. Ondaki havf budur.
            Bak bildiriyor, “Ela inne evliyaallahu la havfün aleyhim velâhüm
          yahzenun” ki bu işte “in muhtisina ala hataran azim”.

            Onlar bu havfi niye çekiyorlar?  Yani kusur işlerler, hata işlerler,
          günahkâr olurlar, azap görürler, makamlarından aşağı düşerler, diye mi?
          Onlardaki havf bu değildir.
            Onlardaki havf onların terakkisi için oluyor, terakkileri için oluyor.
          Ulema diyor ki;
            - Burada eğer onlardaki havf onları aşağı düşürseydi, onları zarara

          uğratsaydı, mastarı “fi hatarın” inişe, “fi” aşağı olurdu. Ama “Ala hata-

          rın” yükseltir denmiş.
            Evet, işte efendi gardaşım bu büyük sır bizdedir. Tabii biz onu an-
          layamayız. Zaman zaman ne kadarını anladıksa bizim için yararlı, o
          kadar kârımız olur. Onun için;
               Bilinmez âlemin sırrı nihândır
               Dört şâhın hükmüyle döner cihândır
   289   290   291   292   293   294   295   296   297   298   299