Page 104 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 104

Tasavvuf Sohbetleri 4                                   101

            Geçmeyenler bilmez çarhı çenberi
            İçmeyenler bilmez âb-ı Kevseri
            Ama bir de bunların, bir çok da tehlikesi var. Henüz daha o sıfat
          onda tecelli etmezse, yani bütün şehvetini öldürmezse, nefsani arzular-
          dan geçmezse, tabi ki o zaman günah da kazanıyorlar. Günahı kebair,
          günah da işliyorlar.
            Tarikat cümle haktır olma zaği
            Ki dört misbahı birdir çerağı
            O misbahın on ikidir budağı
            Burada on iki budaktan mana: On iki imam var, söyleniyor.
            Dört misbahdan mana dört hulefa-i Raşidîn,
            Çerağdan mana da Peygamber Efendimizin nuru, bunlardan tecelli
          etmiştir.
            İşte onun için her tarikatın zikirleri değiştiği gibi, amelleri de deği-
          şebilir. Birinde olan bakarsın ki öbüründe başka türlü, öbüründe olan
          bakarsın ki öbürküsünde başka türlü, zikirleri de böyledir. Şimdi, on-
          larda mesela toplanırlar, işte toplantılarında cehrî zikir yaparlar.
            Biz de toplanıyoruz, bizim hatmi hacemiz var, devamlı yapıyoruz.
          Bir de teveccühümüz var. Teveccüh tabi her zaman yapılmıyor. Herkes
          tarafından yapılmıyor. Bu da ayrı bir yetkidir. Kime verilmişse o yapar,
          herkes yapamaz.
            Teveccüh büyük ameldir. Başka tarikatlarda teveccüh yoktur, bizim
          tarikatımızda var. Ama öyle bir büyük amel ki bu teveccüh, bakın, ha-
          kikaten bir teveccühte müridin kalbine zikir tohumu ekilir. Yani ölü
          kalpler teveccühte diriliyor. Kelamı kibarlar haktır. Kelamı kibarlara
          inanmak lazım.
            Teveccüh olunca kalb-i ihvana
            Mürde kalplerimiz geliyor cana
            Yani teveccüh olunca ihvanların kalbine, onların ölü kalpleri di-
          riliyor.
   99   100   101   102   103   104   105   106   107   108   109