Page 102 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 102
Tasavvuf Sohbetleri 4 99
Hani mesela, diyelim ki bir marangoz, doğramacı kaba iş yapıyor.
Onda hem zahmet var, hem de patırtı, çatırtı, kütürtü var. Kâr üzerin-
de, kâr işi, o da para kazanıyor.
Ama bir de kuyumcu var. Hiç onda ne ses var, ne patırtı var, ne kü-
türtü var, ne kirlenme var, o da bir kâr yapıyor. Ama o doğramacı bilse
zaten, kuyumculuk yapar, onu yapmaz ki.
Tarikat cümle haktır olma zağî
Ki dört misbahı var birdir çerağı
O misbahın on ikidir budağı
Tarikatların hepsi haktır, inkar etmeyin, muhalefet etmeyin, ama
Ki dört misbahı var birdir çerağı
Misbahtan mana: Dört halife “Hulefâ-i Raşidîn”. Misbah Arapça’da
lambaya deniliyor.
Çerağdan mana ne?
Peygamber Efendimizin nur-ı nübüvveti, nübüvvetin nurudur.
Bu dört kimsenin vasıtasıyla nuru dağılmadı mı?
Dağıldı.
Evet! Ondan sonra Muhammed Şemseddin-i Rucî Hazretleri anlı-
yor tabi. Zaten arıyor, ancak aradığını orda buluyor ve kendisini de ona
teslim ediyor.
Demek ki burada Cenabı Hakk’ın bin bir ismiyle Allah zikredilir ve
tarikatlarda değişmeler de bunlardan olmaktadır. Her tarikatın zikri de-
ğişir. Ama hepsinin hülasası, neticesinde, hepsi dolanıyor, dolanıyorlar
Lafza-i Celal’e geliyorlar.
Bizim tarikatımız da, böyle esma nuruyla, sıfat nuruyla dolaştırmaz-
lar. Hemen doğrudan doğruya zat nuruna ki, çünkü :
Esma nuru isimlerden tecelli eder,
Sıfat nuru cisimlerden tecelli eder,
Ama Allah’ın zatının nuru, isimsiz, cisimsiz tecelli eder.

