Page 97 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 97
94 Gülden Bülbüllere
dik”. Sair tarikatlardaki bir talip çalışır, çalışır ve en son elde etmiş ol-
duğu bir kemalatı, kâr-ı kemalatı, biz ilk talibimize, biz ilk salikimize
başlangıçta veriyoruz.
Bu nedir? Bu ne işte?
Kalpte tecelli eden aşktır, Allah aşkı, Allah sevgisidir.
Onda çünkü, muhabbetül Mevla, muhalefetül heva var.
Nakşibendi efendimiz, mübarek Hicaz’a giderken, Bağdat’ta bir
gence uğramış. Genç dersek yani bir mağazanın önünden geçerken,
bakmış ki on sekiz yaşında bir genç var. Başında öyle bir kalabalık var
ki. Kimisi mal beğeniyor, kimisi fiyat soruyor, kimisi para veriyor, kimi-
si alışverişle meşgul. Bu kadar onlarla meşgul olduğu halde, gönlü hiç
Allah’tan ayrılmıyor. Nakşibendi efendimiz buna çok gıpta etmiş, on
sekiz yaşında, bu genç yaşta bunu nasıl böyle kazanmış diye.
Bu kemali nasıl elde etmiş?
Bütün şeriat, tarikat, ibadet, zikir, fikir, bütün hepsinden maksat
kalbi uyarmak, kalbi diriltmektir.
Kalp dirilince artık o insan daha kendisini Allah’tan gafi l edemiyor.
Her ne kadar zahirde meşgul olursa olsun, o Allah’ı daha unutamıyor.
İşte Cenabı Hak da zaten öyle buyuruyor;
1
“Ayakta, otururken, yatarken, hatta her halde beni zikredin ” buyu-
ruyor. Daha başka zikir ayetleri var. Çok zikredin buyuruyor.
Cenabı Hak, “Ancak sizin kalbiniz zikrullah ile mutmain olur ”,
2
sizin kalbinizi ancak zikrullah doyurur, başka bir şey doyurmaz, tatmin
etmez” buyuruyor.
Nakşibendi efendimiz onda bunu görünce gıpta etmiş ve sormuş.
Demiş ki:
- Sizin tarikatınızın bidayeti nedir? nihayeti nedir?
1 Al-i İmran 3:191
2 Ra’d 13:28

