Page 99 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 99
96 Gülden Bülbüllere
Halbuki bizde burada esma nuru, sıfat nuruyla uğraşmıyorlar.
Ya?
Doğrudan doğruya zat, senin hedefin Allah’ın zatıdır diyorlar.
Allah’ın zat nuruna doğru direk geçiyorlar. Bu da işte Lafza-i
Celal’dir. Hani bütün diğer sair isimleriyle Allah’ı zikredenler, ahiri so-
nunda bu Lafza-i Celal’e getiriyorlar. Allah kelimesine geliyorlar. Bu da
kalpte yazılı olan bir şey. Kalpte yazılıymış.
Hatta bir kalp profesörü bana, Kalpte Allah lafzı yazılı olduğunu bir
filmde göstermiş idi. Hatırlarım ben onu, Allah kelimesi orada yazılı
3
zaten, Cenabı Hak, “Kulum ben sana şah damarından daha yakınım ”,
buyuruyor.
Öyleyse, şah damarından daha yakın olan bir Allah’ı zikretmek için,
lisanen Allah demeye ihtiyaç kalmıyor.
Kalbini Allah ile meşgul et, tamam. İşte zikrin hülasası budur. Yo-
lun da en kısası budur. Bundan daha kısa yol, bundan daha hülasa
zikir olmaz. Çünkü Cenabı Hak Ayet-i kerime’de: “Kulum ben sana
şah damarından daha yakınım” buyuruyor. Peygamber Efendimiz de
buyuruyor ki: “Zikrin en hayırlısı gizli yapılandır”.
Reşahat’ta yazılı bir macera vardır. Muhammed Şemseddin-i Rucî
Hazretleri, çok alim ve genç yaştadır. Onun da gönlüne bir tarikat sev-
dası düşmüş, bir meşayih sevdası var, onu arıyor ve çok aramış. Bütün
çevreyi aramış, aramış, Kaşgar vilayetine gelmiş. Nakşibendî halifele-
rinden Sadeddin Kaşgarî Hazretlerinin zamanında oluyor. Kendisi
de evladı Resulden, çok da insan irşat ediyor. İki tane de halifesi var.
Muhammed Şemseddin-i Rucî Hazretleri ona gelmiş ve halifesi olmuş.
Ama daha henüz tanımadan evvel arıyor, çok aramış, aramış, neticede
Kaşgar Vilayetine gelmiş. Orada:
- Burada tarikat var mıdır? Meşayih var mıdır? diye sormuş.
Orada demişler:
3 Kaf 50:16

