Page 98 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 98
Tasavvuf Sohbetleri 4 95
O da demiş ki:
- Bidayeti muhalefetül heva’dan başlar, nihayeti muhabbetül
Mevla’ya ulaşır.
- Ne kadar çetin, demiş.
- Efendim sizin ki nedir?
- Muhabbetül Mevla’dan başlar, muhalefetül heva’ya ulaşır.
- Ne kadar kolay, demiş.
Muhabbetül Mevla’dan başlayıp da, muhalefetül heva’yı terk etmek
çok kolay oluyor.
Ama muhalefetül heva’dan başlayıp, muhabbetül Mevla’ya ulaşmak
çok çetindir, çok uzuyor.
Ne demek oluyor mesela, diyelim ki, bir köyden diğer bir köye gide-
ceksin, yakın bir yolu var, tam böyle bir hatla çizilmiş, o köye gidiyor.
Veya o köyü bulamıyorsun, oraya batıya doğru, doğuya doğru köyler-
den dolaşıp gidiyorsun. Halbuki oradan doğrudan geçecektir, mesela
bir kilometre yol yerine, on kilometre yol dolanıp, oraya geliyorsun.
Bu böyle işte; muhalefetül hevadan başlayan tarikatların yolu uzu-
yor ve çok çetindir.
Bir de şu var ki onlar Cenabı Hakk’ın isimleriyle, esmalarıyla zik-
rediyorlar. Cenabı Hakk’ın bin bir ismi vardır. Bin bir isminin içinde
doksan dokuz tane esmayı hüsna, güzel isimleri var, seçkin isimleri var.
Fakat haşa, hepsi güzel de, nihayet seçkin olandır.
Bir de zatına mahsus olan bir ismi var ki,
Bu da “Lafza-i Celal”, “Allah” ismidir.
Allah’ın zatına mahsus olan bir isimdir.
Diğer isimler, bütün sıfatlarına mahsustur.
Onun için işte, diğer isimleriyle, Allah’ın öbür isimleri, bin bir is-
miyle zikir edenler, esma nurundan başlıyorlar. Ondan sonra sıfat nu-
runa geçiyorlar, sıfat nurundan da zat nuruna geçiyorlar.

