Page 101 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 101
98 Gülden Bülbüllere
bağırıyor çağırıyorlar, bunların zikri, burada katiyen hiç ses yok, bunun
esrarı, sırrı nedir? diye düşünmüştü.
O veli onun gönlündekini şuğulleri söylüyor, diyor ki;
- Niye tereddüttesin? ve devam ediyor;
Şüphesiz nadânı âblâr kârıdır
Zikirde beyhude feryâd eylemek
Nahnu akrabu sırrın fehmetmeyüb
Hazırı, gaib gibi yâd eylemek
diyor. “Niye şuğullanıyorsun, tereddüt ediyorsun, taaccüp ediyor-
sun?” Şüphe yok ki bilmeyenlerin kârı o.
Ama gerçi burada, haşa! bu tenkit değildir. Nakşibendî Efendimiz
öyle demiş. Kendisi zahirde şeyhine, kalbini kalbine çok sadıkane bağ-
lanmış. Hizmetini görürmüş, fakat zikrini yapmıyormuş. Şeyhi de ceh-
ri zikir yaptırıyormuş. Tabi buna;
- Niye sen şeyh efendinin zikrinden çıkıyorsun, şeyh efendinin soh-
betini dinliyorsun da, zikir yaparken niye kaçıyorsun?
Diye tenkit ediyorlarmış, o hiç aldırış etmiyormuş. Baskı yapıyor-
larmış. Eğer Nakşibendi Efendimizi şeyh efendisi Emir Külal Hazret-
leri desteklemeseydi, içeriye de koymayacaklar. Zikrini yapmıyor ama,
müritlerinin hepsinden çok yine onu seviyor. Ama müritler hazmede-
miyorlar. Diyorlar ki:
- Sen ya gelme ve bizim şeyh efendimizin sohbetini dinleme! veya-
hut ta geliyorsan zikirden çıkıp gitme.
Nakşibendi Efendimiz mübarek ne diyor bunlara;
- Zikriniz haktır inkar etmem, ama sizin yaptığınız gibi yapmam.
Burada işte buyuruyor ki:
Şüphesiz nadânı âblâr kârıdır
Şüphe yok ki, bu bilmeyenlerin karı. Neyi bilmiyorlar?

