Page 76 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 76
Tasavvuf Sohbetleri 4 73
Demek ki bütün bu mükevvenatın halk edilmesi, Allah’ın varlığını
evvel bildiriyor, sonra da aşikar ediyor.
Ama şeriat bildiriyor, tarikat aşikar ediyor.
“Biz bir gizli hazineydik. bilinmemiz için insanları halk ettik” buyu-
ruyor. Bu tarikattır işte.
Çünkü ancak “Bir gizli hazineydik” fermanında nerededir? Bu gizli
hazine Allah ise, bu gizli hazine nerededir?
Cenabı Hak: “Ben arşa, kürse, hiçbir yere sığmam” diyor. Ama yal-
nız bak amentü billah ben Allah’a inandım, Allah vardır, birdir, orta-
ğı, şeriki yoktur, mekandan münezzehtir değil mi? Böyle ama, Cenabı
Hak “hiçbir mekana sığmam, mü’min kulumun kalbine sığarım” diyor.
Onun için burada Allah ilmiyle de eşyayı ihata emiştir, azametiyle de
ihata etmiştir.
Ama, ne zaman ki insanlar şeriat, tarikat, hakikate malik olursa, ha-
kikate ulaşırsa bir insan, fenafillah olursa bir insan. Neye benzer biliyor
musunuz? Bir nehrin gidip deryaya karışması gibidir. Nehir deryaya
karışmadan evvel onun bir cismi vardı, gücü vardı, sesi vardı, hareketi
vardı. Deryaya karıştıktan sonra bunun daha gücü var mı? Var ama der-
yadan alıyor o gücünü. Gücü de derya, sesi de derya, vücudu da derya
değil mi? Öyle oluyor. İşte insanlar da; Allah’tan gelen ruh Allah’a ula-
şırsa, işte insanlar ne oluyor o zaman? Büyük varlık ve kıymetli varlık
oluyor. Ki Allah’ın zatından sonra o insan büyüktür.
Böyle bir insan için işte vahdet-i vücut deniliyor. Vahdet-i vücut
olmuş böyle bir insan için ne olmuş?
“Ölmeden önce ölmüş”. Böyle bir insan için ne olmuş?
Cem’ü’l-cem olmuş. Allah’ın azametinde birleşmiş.
Evet. Bu insan için bu eşya, bu kainatta her şey yok oldu.
6
“Küllü şeyin halikün illa vechehu ” emr-i fermanı onda tecelli etti.
Bu ferman bir afakta tecelli eder, bir de enfasta.
6 Kasas 28:88

