Page 78 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 78
Tasavvuf Sohbetleri 4 75
cında da nihayete, sona eriyor. Yani nebâtatın hepsinin ma fevki de
hurma ağacı, hurma.
Ondan sonra hayvanata geçiyor. Mahlukata yani, canlılara geçiyor.
Bunlarda da insanlar, tecelli surî, büyükte, küçükte, cisim olan her can-
lıda görebiliyor, fakat bunların en sonu da hangisi? Hayvanatın da en
kıymetlisi at imiş. Attan insana geçiyormuş.
Cenabı Hak bunları böyle sıralamış. Demek ki yani cemadat,
nebâtat, mahlukat. Cenabı Hakkın halkiyatı üçe ayrılıyor. Fakat bu
cemadatta olan farklılık var. Nebâtatta da farklılık var, mahlukatta da
farklılık var.
İşte mahlukatında ma fevki olan at. Attan sonra insana geçiyor. İn-
sana geçince tecelli sûrî, Allah’ın sıfat nuru insanda görününce, bir in-
san tecelli surîye ulaşınca, Allah korusun, işte o zaman ene’ye (benliğe)
düşüyormuş. Ene’ye düşüyor, eğer ondan geçiyorsa tamam kurtuldu.
Geçemiyorsa orda helak olmak var. Orda ayağı sürçüyor.
Fakat burada ne olur? Oradan geçerse eğer, daha terakki edecek.
Allah’ın sıfat nurundan nereye geçecek? Zat nuruna geçecek. Bir böyle…
Bir de Cenabı Hakkın tecelli-i surî, tecelli-i manevî, tecelli-i zâtî
var. Yani tecelli-i suri nuru, tecelli-i manevi nuru, bir de tecelli-i zatının
nuru. Bunlar talib için.
İşte tecelli-i suri; çok tehlikeli bir şey.
Eğer oradan geçiyorsa tecelli-i maneviye ulaşıyor. O tecelli-i manevi
lafza-i celaldir. Yani bütün her eşyada lafza-i celal görünüyor. Onlar
mesela o yazılar geldiği zaman, o yazılar canlanıyor. Böyle işte bütün
eşyada o lafza-i celal nur halinde görünüyor. Bu tecelli-i manevi olur.
Fakat tecelli-i zatı ise Cenabı Hakkın isimsiz, cisimsiz görünür. O
zaman, sadece Cenabı Hakkın tecelli-i zatına mazhar olanlar, ancak ve
ancak ne oluyorlar? İşte cem’ü’l-cem oluyorlar, deryaya karışıyorlar. Bir
nehir işte nasıl deryaya karışıp, yok oluyorsa, ama deryada, bu derya-
dan dışarı değil. Derya değil ama, deryadan da hariç değil. Deryada yok
oldu ve gücünü de deryadan alabiliyor.

