Page 77 - Gülden Bülbüllere 4 - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 77
74 Gülden Bülbüllere
Enfas demek yani her nefiste, her şahısta.
Afak demek de, yani bütün kainatta tecelli eder.
Bu nasıl?
“Küllü şeyin halikün illa vechehu” emr-i fermanı; İsrafi l aleyhi’s-
selamı Allah iki görev için halk etmiş. Bir üfürmesinde bütün her şey
yok olacak. Tekrar ikinci bir üfürmesinde var olacak. Ama bu afakta,
mükevvenatta, halkiyatta.
Cenabı Hakkın halkiyatı, mesnuâtı kaça ayrılıyor? Üçe ayrılıyor.
Cemadât, nebâtat, mahlukât.
Cemadât: Yer cinsi, Nebâtat: Bitkiler, Mahlukât da canlılar.
Canlı olarak haşarattan, vahşi hayvanlardan, insanlardan, cinlerden,
meleklerden, yani bütün bunlardır. En ufak böcekten başlar bunlar en
büyük bir cisim sahibine kadar canlılardır, mahlukattır.
Ama insan da bir mahluk değil mi?
Mahlukatın hepsinin ma fevki insandır.
İnsanlar tecelli-i suriyi, Allah’ın sıfat nurunu gördüğü zaman, eğer
bu hal olarak görecekse, başlangıcında nerden başlarmış? Yer cinsinden
başlarmış, yani yerde olan madenlerden tecelli-i sûrî görürmüş. Bu ma-
denlerden terakki edermiş. Yerde çok maden var, renkli renkli, değişik
madenler var. Fakat yerde olanların hepsinin başı neymiş? İnci. Çünkü
inci yerden inci olarak çıkıyor. Bugün altın var ama, altın taştan top-
raktan ayırt ediliyor. Ama bütün ne kadar kıymetli mücevherat varsa,
bunların hepsini taştan topraktan ayırt ediyorlar. Ama inci, inci olarak
çıkıyor. İncinin hakikisi altından daha kıymetli, fakat bu tecelli inciden
sona ermiş.
Tecelli sûrî ondan sonra cemadâttan nebâtat geçiyormuş. Bu sefer
de bitkilerden. Bitkilerden hepsinden hal sahibi, tasavvuf sahibi görü-
yor bunları. Allah’ın nurunu bu sefer de nerede buluyor? Bitkilerde,
mesnuatta. Bunları terakki ile bunların hepsinden geçiyor. Hepsinde
görebiliyor. Fakat bunların en sonu hangisi? Hurma ağacı. Hurma ağa-

